Öğeyi Oyla
(0 oy)

1.   Bir yazıya başlamadan önce beynimde bir fikir parıl­dar; üzerinde durmayı, yazılarımdan birine konu etmeyi düşünürüm. Eğer fikir, sağanak gibi beni sürükleyebiliyorsa hemen oturur yazarım; ama çoğu zaman nedense işe başlayamam, ihmal eder, sanki unutmaya çalışırım, hatta iyice unuttuğum bile olur. Ama bu parıltı kendini yazdıracak cinstense elinden kurtulmama imkan yoktur, ikide bir karşıma çıkar.--- Bu parça en uygun biçimde aşağıdakilerden han­gisi ile sürdürülebilir?

A)    Yaşamda karşımıza çıkan her insanı ya da varlığı ayrıntılı incelemeyiz.

B)    Bazı duygular onlardan kurtulmaya çalıştığımız ölçüde benliğimizi kuşatır.

C)     Kimi zaman, fırsat bulup yazamadığı bir konu yazarı daha çok yorar.

D)    Karşılaştığım bir olay, duyduğum bir söz, hemen içimde onu uyandırır.

E)    Bu durum, sanırım bütün yazarlar için geçerlidir.

2.   --- Böyle bir yanlışlığa zaman zaman kendim de düşmüş olmalıyım ki, bugüne kadar o adamlara: "Hangi işler ciddidir, hangisi değildir?" diye sor­madım. Ne cevap verirlerdi kesin bilmiyorum, ama az çok kestirebiliyorum. Örneğin bazılarına göre bilim ciddidir, sanat değildir; düzyazı ciddidir, şiir değildir; tragedya ciddidir, komedya değildir. Olgun adamlar ancak ciddi işlerle uğraşırlar. Ciddi olmayan işlerle uğraşanları ciddiye almamak gerekir. Bu parçanın aşağıdakilerden hangisi ile başlatıl­ması uygun olur?

A)    Ben, işin ciddisi ya da gayrı ciddisi olabileceğine inanmıyorum.

B)    Bazı işlerin her nedense zevksiz, sıkıcı olduğu söylenir çoğu zaman.

C)     Bazıları yaşamını sürdürebilmek için çalışmanın yersiz olduğundan söz ederler.

D)    Birtakım insanlar dünya işlerini, ciddi olan ve ciddi olmayan işler olarak ikiye ayırıyorlar.

E)    Her insanın yaşamında önemli ya da önemsiz yan­lışlar olabilir.

Testi aşağıdaki ekten indirebilirsiniz.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

1.   Yaşam serüveni içinde köye yeterince girememiş, köyün soluğunu içine gerektiği gibi çekmemişti. Ama gördüklerini her ayrıntısıyla aktarabilen, titiz araştırmalar yapabilen bir yazardı. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında geçmiş, tanık olmadığı bir olayı bu araştırmacı yanıyla işlemiş, gözlemci yanıyla da yörenin dilini, kişilerin davranış biçimlerini yakalamıştı. Kim bilir belki de köyden gelmemesi iyi olmuştu. Köyün içinden gelseydi, kaynağından fışkıran birtakım renklere kıyamayıp onları öne çıkarır, yapıtını zedelerdi. Bu parçada sözü edilen yazarla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

A)    Ait olmadığı bir çağ ve yöreyi başarıyla anlattığı,

B)    Köy insanının yaşam biçimini beğendiği,

C)     Öykülerinin konusunu anılarından aldığı,

D)    On dokuzuncu yüzyılın insanına özendiği,

E)    Tanıklık ettiği olayları öyküleştirdiği,

2.   Elli yaşını aştınız, sahip olduğunuz şeyleri kaybetmekten korkmaya başladınız, diyorsunuz. Kaybetme korkusu içinde olduğum konusunda haklısınız. Fakat bu yeni bir durum değil. Ben yüreğimde çocukluk, cebimde bilyeler taşıdığım günlerde de sahip olduklarımı kaybetmekten korkardım, ilk yazdığım şiirleri okursanız onlarda bu duyguyu bugünkülerde olduğu kadar göreceksiniz. Bu parçada yazarın asıl anlatmak istediği aşağıdakilerden hangisidir?

A)    Şiirinin, yaşamının her yönünden izler taşıdığı,

B)    Kaybetme korkusunun yaşından kaynaklanan bir duygu olmadığı,

C)     Çocukluğun güzelliklerini yeniden yaşamak istediği

D)    Şiirini geliştirme çabasında olmadığı,

E)    Duygularını şiire yansıtmaktan çekinmediği,

Testi aşağıdaki ekten indirebilirsiniz.

Page 9 of 48
YUKARI