Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bir duygu ya da düşüncenin yeterli sayıda sözcükle belirtilmesi, gereksiz sözcük veya söyleyişlere yer verilmemesidir, (Anlamdaşlıktan kaçınmak)

Örnekler:

  • "Bu düşüncenize ek olarak ilave etmek istediğim düşüncelerimi söyle­mek, belirtmek istiyorum.” "ilave etmek" sözü zaten "ek olarak" demektir; biri gereksiz. Ayrıca "söylemek" ve "belirtmek" sözcükleri bu cümlede aynı anlamı taşımak­tadır; bu sözcüklerden biri gereksiz kullanılmıştır.
  • "Bundan yaklaşık üç yıl kadar önce o köye yeniden bir kez daha git­miştim." cümlesinde "yeniden, bir kez daha" sözcükleri gereksiz kulla­nılmıştır.
BUNLARA DİKKAT EDELİM

Vurgu yapmak için aynı sözcüğün yinelenmesi gereksiz bir kullanım oluşturmaz:

Örnek:

  • Oğlunu kaybeden anne anlattıkça ağladık, ağladık, ağladık.
  • Akşam, yine akşam, yine akşam ... / Bu dem göllerde bir kamış olsam.

Anlamdaş veya yakın anlamlı sözcüklerle kurulan ikilimelerde gereksiz kulla­nım yoktur, (ağır ağır, tekrar tekrar, hısım akraba...)

Örnek:

  • Askerlik anılarını bıkmadan usanmadan (bıkıp usanmadan) anlatırdı.
  • Doğru dürüst bir ortak bulamamaktan yakınıyordu.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Söylenmek istenen duygu ve düşüncenin kolay anlaşılması ve kavranabil­mesi özelliğidir. Bir cümle, bir paragraf, bir yazı "açık" ise okuyan ya da din­leyen, ne denmek istendiğini tam olarak anlar. Açıklığın karşıtı kapalılıktır.

  • Karşılaştırma cümlelerinde ifadelerin açık olmaması
  • Noktalama işaretlerinin doğru konmaması
  • Cümlede sözcüklerin yerli yerinde kullanılmaması
  • Öge eksikliğinin olması
  • Soyut anlatımın ve ağır söz sanatlarının olması anlam kapalılığına neden olur.

Örnekler:

"Bu kurallar sadece öğrencileri ilgilendirmiyor."

1. anlam: Söz konusu kurallar, "öğrenciler" dışındaki herkesi ilgilendi­riyor anlamı var.

2. anlam: Öğrencilerle birlikte diğer insanları da ilgilendiriyor anlamı var.

"Ben annemi, babamı kardeşlerimden daha çok düşünüyorum."

1. anlam: Annemi ve babamı kardeşlerim az düşünüyor; ben çok düşü­nüyorum.

2. anlam: Ben, kardeşlerimi az düşünüyorum; annemi, babamıçok dü­şünüyorum.

"Avrupa'dan döndüğünü daha bu sabah öğrendim,"

1. anlam: Avrupa'dan dönen, karşımızda olan, konuştuğumuz kişi ola­bilir. (Senin Avrupa'dan döndüğünü ...)

2. anlam: Avrupa'dan dönen kişi, kendisinden söz edilen herhangi biri olabilir. (Onun Avrupa'dan döndüğünü ...)

DİKKAT EDELİM

Bir cümlenin uygun bir yerine "senin" zamiri de "onun" zamiri de eklendiğinde cümlede bir bozukluk olmuyorsa o cümlede anlam belirsizdir, kapalıdır.

Hastalandığını duymuştum.

1. anlam: (Senin hastalandığını duymuştum.)

2. anlam: (Onun - bir başkası da olabilir - hastalandığını duymuştum.)

NOT

Ağır söz sanatları, soyut anlatımlar açıklığa engel olabilir.

Page 38 of 38
YUKARI