Öğeyi Oyla
(0 oy)

1.       Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklemin kökü, sözcük türü bakımından diğerlerinden farklıdır?

A)      O gün manzaranın güzelliği hepimizi büyülemişti.

B)      Annemin anlattığı "Dönme Dolap" hikâyesi içimize dokundu.

C)      Geçirdiğimiz korkulu günlerin heyecanını unutmuştuk.

D)     Ben korku ve dehşet içinde hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.

E)      Annem bu haberi okuyunca koltuğa düşüp bayıldı.

2.       Aşağıdakilerden hangisinin yüklemi, şimdiki zamanın hikâyesiyle çekimlenmiştir?

A)      Daha sonra, sanat topluluklarına karıştı.

B)      Başka türlü olamayacağını aklı kesmişti.

C)      Kabullendiği her halinden anlaşılıyordu.

D)     Giderek ağırlığını hissettirmeye başlamıştı.

E)      Tuttuğu adaylar vefasını hiç unutmamıştı.

Fiiller (eylemler) testini aşağıdaki ekten indirebilirsiniz...

Öğeyi Oyla
(0 oy)

1.       Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik eylem oluşumu bakımından diğerlerinden farklıdır?

A)      Zamanın ruhunu insan bazen kaçırabiliyor.

B)      Gençler bunu, belirli bir yaşa gelmiş insandan daha iyi yansıtabiliyor.

C)      İnsan şiiri, genel edebiyat tablosunun bir parçası zannediyor.

D)     Bazen, iyi bir şeyler yazılmıyor diye düşünebiliyorsun.

E)      Bazen de en başarısız gibi görünen şairler başarılı olabiliyor.

2.       Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden çok birleşik eyleme yer verilmiştir?

A)      İçimizdeki tutarlılık duygusu yara aldı ve tedirgin olduk.

B)      İşimizi sevmeyince kendimizi sevebilir miyiz?

C)      Buna olsa olsa ilkeselliği sömürmek denebilir.

D)     Geçenlerde müdür bir arkadaşın da yanlışına tanık oldum.

E)      Birkaç ay önce yeni bir grupla yeni bir yıldız keşfettik.

Filler (eylemler) testini aşağıdaki ekten indirebilirsiniz...

 

Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • "Elma" sözcüğü ancak harfler "e-l-m-a" şeklinde sırala­nırsa istediğimiz nesneyi anlatır. Buna dilde ……………………..denir.
  • …………………….. gerçekleştirilen iletişim diğerlerinden üs­tündür.
  • …………………….. iletinin gönderilme şeklidir, iletiler ki­mi zaman sözlü kimi zaman da yazılı olarak gönderilir­ler.
  • …………………….. kendi dışında bir başka şeyi göste­ren, düşündüren, onun yerini alabilen nesne, görünüş ve olgudur.
  • ……………………..ler gerçek anlamlarının üstünde anlam yüklenmiş ve bir toplumun, bir kültürün; kimi zaman da bütün dünyanın üzerinde uzlaşmaya vardığı gösterge­lerdir. Karmca çalışkanlığın, zeytin dalı ve güvercin ba­rışın, bayrak bağımsızlığın, terazi adaletin ……………………..sidir.
  • Alma'nın elma, şol'un şu, kanı'nın hani olması yani, söylenişlerinin değişmesine dil göstergelerinde …………………….. denir.
  • Bir iletişimde alıcının iletiyi değerlendirip geri bildirme­sine …………………….. denir.
  • Bulutların kararması…………………….. bir göster­gedir.
  • Dille gerçekleşen iletişimde kullandığımız sözcüklere …………………….. denir.
  • Göstergeler dil göstergeleri ve  ……………………..göstergeler olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Göstergeleri inceleyen, sınıflandıran bilim dalına ……………………..  denmektedir.
  • Her gösterge ……………………..ve gösterilenden olu­şur. Bunlar birbirinden ayrılmaz öğelerdir.
  • Her türlü bilgi, duygu, düşünce ve işaretin aktarılması ve anlamlandırılması sürecine …………………….. de­nir.
  • İletişimde gönderici, alıcı ve …………………….. olmak üze­re üç temel öge vardır.
  • Sitelerin etrafının duvarlarla çevrili olması güvenli ol­duğunu gösterir. Yani bu durum …………………….. bir göstergedir.

İletişim çalışma kağıdı ve cevaplarını aşağıdaki ekten indirebilirsiniz.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Fiil tabanına "-me" (-ma) çekim eki getirilerek anlam olumsuza dönüştürülür. Diğer çekim ekleri hatta mastar eki olumsuzluk ekinden sonra kullanılır.

Örnekler:

  • gel-mek --> gel-me-mek
  • gel-di --> gel-me-di              
  • gel-iyor --> gel-mi-yor           
  • gel-ir --> gel-mez
  • oku-mak --> oku-ma-mak   
  • oku-muş --> oku-ma-mış      
  • oku-sa --> oku-ma-sa
  • görün-meli-sin --> görün-me-meli-sin
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Her eylemin kişi çekimi olur. Bu çekim, "kişi ekleri" dediğimiz çe­kim ekleri ile gerçekleştirilir. Kişi eki, eylemi gerçekleştiren özneyi gösterir.

NOT: III. tekil kişinin eki yoktur. Sadece emir kipinde "-sin" kullanılır.

Örnek:

  • I. Tekil Kişi: oku-yor-um (BEN)
  • II. Tekil Kişi: oku-yor-sun (SEN)
  • III. Tekil Kişi: oku-yor (O)
  • I. Çoğul Kişi: oku-yor-uz (BİZ)
  • II. Çoğul Kişi: oku-yor-sunuz (SİZ)
  • III. Çoğul Kişi: oku-yor-lar(ONLAR)

NOT: Aynı kip ve kişiyle çekimlenmiş yüklemlerin kullanıldığı sıralı cümlelerde kişi eki­nin son yüklemde kullanılması yeterlidir.

Her sabah gelir, kahvaltısını yaptırır, ortalığı siler süpürürüm.

Gider, durumu gözlerinle görürsün.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

9. sınıf "Dil ve Anlatım" dersi II. Ünite konusu olan "Dillerin Sınıflandırılması ve Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri" konu anlatımını aşağıdaki ekten indirebilirsiniz. Konu içeriğinde;

  • Kökenlerine göre diller
  • Yapılarına göre diller
  • Türkçenin tarihi gelişimi
  • Türkiye Türkçesi
  • Konu testi

bulunmaktadır.

Öğeyi Oyla
(7 oy)

Eylemler (fiiller) anlam özellikleri bakımından üçe ayrılır.

1) İş (Kılış) Eylemleri

Öznenin, iradesini kullanarak gerçek bir iş yaptığını bildiren fiillerdir. İş ya da eylem, genellikle başka bir nesne üzerinde gerçekleşmektedir. Yani kılıştan etkilenen bir nesne vardır, fiil geçişlidir. (FİİLİN BAŞINA "ONU" KELİMESİ GETİRİLEBİLİR.)

Örnekler: oku(mak), yaz(mak), kaz(mak), getir(mek), seyret (mek), kır(mak) ...

2) Oluş Eylemleri 

Öznenin iradesi dışında, çoğu kez dış etkilerle gerçekleşen; bir durumdan, nitelik­ten başka bir duruma, niteliğe geçişi ifade eden fiillerdir. Oluşun, özneden başka varlığı etkilemesi söz konusu değildir. Bu yüzden oluş fiilleri geçişsizdir.

Örnekler: büyü(mek), zayıfla(mak), ağar(mak), suskunlaş(mak), buruş(mak),çürü(mek), paslan(mak), eri(mek), yaşlan(mak)... 

3) Durum Eylemleri

Kendi istemi (iradesi) ile gerçekleştirse bile öznenin aktif olmadığı, başka bir nes­neyi etkilemeyen (geçişsiz) fiillerdir. Genellikle öznenin gözlemlenebilen durumu, görünüşü, hareketi ile ilgilidir. Bu tür eylemler, genellikle birinin başlamasının diğe­rinin bitişine bağlı olduğu eylemlerdir.

Örnekler: yürü- dur- koş­- uyan- yat- kalk- sus- konuş-

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bir kılışı, oluşu, durumu kip-zaman ve kişi çekimi ile anlatan; olumsuz da yapılabi­len sözcüklere eylem (fiil) denir.

Eylem kök ya da gövdesine -mek (-mak) eki getirilerek elde edilen sözcük, mastar (eylemin adı)dır: gel-mek, oku-mak, açtır-mak...

Mastar eki atıldıktan sonra geriye kalan eylem kök ya da gövdesine; eklerle, zaman ve kişi kavramı katılmasıyla eylem cümlede kullanılacak biçimini alır, çekimli eylem oluşur. Çekimli eylemde olumluluk-olumsuzluk anlamı da vardır. Olumsuzluk anla­mı "-ma" (-me) ekiyle sağlanır.

Eylem cümlelerinde asıl yargıyı yüklenen (yüklem olan) öge eylem (çekimli fiil)dir.

Çekimli eylemler, isme ait çekim eklerini alamaz.

Eylemsi (fiilimsi)ler; eylem anlamı taşıdıkları, mastar biçiminde söylenebildikleri, hatta çatı ve olumsuzluk özelliği taşıdıkları hâlde kip-zaman ve kişi çekimine sahip olmadıkları için eylemlerden ayrılırlar. Eylemsi, üstlendiği görev bakımından ad soylu sözcük grubu içinde yer alır.

Kalabalık gittikçe artıyor: ben bu kabaran, coşan insan selinde boynumu uzata uzata babamı arıyorum.

Altıçizili sözcükler "gitmek" "artmak, kabarmak, coşmak, uzatmak, aramak" mastarlarıyla gösterilebildiklerinden "eylem" (oluş, durum, kılış) bildirmektedir­ler. Ancak hepsi eylem (çekimli eylem) değildir.

  • gittikçe (git-tikçe): "git(mek)" eylemi "-dıkça" yapım ekini almıştır. Kip, zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmemiştir. Çekimli eylem değildir. Zarf görevinde kullanılmıştır. Fiilimsidir.
  • artıyor (art-ıyor): "Artmak", şimdiki zaman, III. tekil kişi, olumlu. Kip-zaman ve kişi çekimine sahiptir, eylemdir. Cümlede yük­lem olmuştur.
  • kabaran (kabar-an): "Kabar(mak)" eylemi "-an" yapım ekini almıştır. Kip-za­man ve kişi çekimi yoktur. Sözcük, "insan seli" tamla­masının sıfatı görevindedir. Çekimli eylem değil, ey­lemsidir.
  • coşan (coş-an): "Coş(mak)" eylemi "-an" yapım ekini alarak sıfat göreviyle kullanılmıştır. Çekimli eylem değildir. Eylemsidir.
  • uzata uzata (uzat-a...): "Uzat(mak)" eylemi "-a" yapım ekini alarak belirteç ol­muştur. Kip-zaman ve kişi çekimi yoktur. Eylemsidir.
  • arıyorum (ara-yor-um): "Ara(mak)" eylemi, "-yor" zaman eki ve "-um" I. tekil ki­şi ekiyle çekimlenmiştir. Cümlede yüklem görevindedir. Çekimli eylemdir.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Tanzimat tiyatrosunun özellikleri şunlardır:

  • I. dönemde toplumsal ve tarihsel konular işlenir.
  • I. dönem yazarları, düşüncelerini ve tekliflerini, halkı eğlendirerek onlara ilet­mek ister; toplumsal sorunlar çevresinde kamuoyu oluşturmak için tiyatrodan yararlanırlar.
  • Tiyatro çalışmalarıçeviri, uyarlama ve telif olarak üç alanda sürer.
  • Daha çok komedi türünde yapıtlar yazılır.
  • İyi ve kötü kişiler abartılır.
  • Karakterden çok tip, tipleştirme ağır basar.
  • Kahramanlık duyguları, vatan ve millet sevgisi en çok işlenen konuların başın­da gelir.
  • Yapıtlar öğütle biter, iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Birinci dönemde yazılan oyunlarda meddah geleneğinden yararlanılır. Şinasi'nin Şair Evlenmesi; Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre, Akif Bey, Za­vallıÇocuk, Gülnihal, Kara Bela, Celalettin Harzemşah adlı oyunları ve Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığıçeviriler, bu dönemin tanınmış oyunlarıdır.
  • Bu dönem tiyatrosu, batı tiyatrosunun etkisindedir. Özellikle Shakespeare (Şekspir) ve Moliere (Molyer) tiyatro yazarlarımızın izledikleri büyük oyun ya­zarlarıdır.
  • II. dönemde yapıtlar, oynanması amacıyla değil, daha çok okunması ama­cıyla yazılmıştır. Böylesi oyunlar yazan, Abdülhak Hamit Tarhan'dır.
  • II.  dönem oyunlarında sahnede yapılacakların açıklandığı parantez içi bölüm­ler çok zayıftır.
  • Uzun tiradlar, telaffuzu zor yabancı sözcükler de oynanmayı engelleyen özel­liklerdendir.
  • Recaizade Mahmut Ekrem'in Afife Anjelik, Vuslat, Atala, Çok Bilen Çok Yanılır; Abdülhak Hamit Tarhan'ın Finten, Duhter-i Hindu, Sabr ü Sebat, Eşber vb. oyunları ikinci dönemin oynanmaya elverişli olmayan oyunlarıdır.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai, Nabizade Na­zım, Muallim Naci II. dönem sanatçılarıdır.

Birinci topluluktan farklı özellikleri:

  • Sanat için sanat anlayışına bağlıdırlar.
  • Dilde sadeleşme taraftarı değildirler.
  • Daha yenilikçidirler.
  • Daha içedönük ve kişiseldirler.

Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)

Tanzimat Dönemi'nin en büyük ve en verimli şairidir. Şair-i azam olarak tanınmıştır. Felsefi şiir tarzının edebiyatımızdaki en güçlü temsilcisidir.Ölüm ve fizik ötesi üzerine sevinç, ümit ve tezatlardan, isyan ve feryatlardan güç alan epik-lirik ve felsefi şiirler yazmıştır. Aşk teması, günlük hayat konuları, vatan ve millet sevgisi sıkça işlediği konular arasında yer alır.Şiirlerinde aruzu esas almakla birlikte heceyi de kullanmıştır. Süslü ve sanatlı bir di­li vardır. Romantizmin etkisindedir.

Eserleri:Şiir: Sahra (ilk modern pastoral şiir), Divaneliklerim Yahut Belde, Makber, Ölü, Bun­lar Odur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses... Tiyatro: Çoğu, okunmak için yazıldığından teknik yönden zayıftır. Macera-yı Aşk, Sabr-ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nesteren, Eşber, Tezer, Finten, İbn-i Musa, İlhan, Turhan, Tarık Yahut Endülüs'ün Fethi yazarın tiyatro türündeki önemli yapıt­larıdır.

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)

Topluluğun önder, rehber, öğretmen nitelikli mensubudur. Fikirleriyle etkili olmuş, hatta Servet-i Fünun akımının kuruluşunu sağlamıştır. Sanat için sanat anlayışına bağlıdır. İnsan, sevgi ve ölüm konularınıçok işler. Üç çocuğunun ölümünü yaşamış bir babadır. Süslü ve sanatlı bir üslubu vardır. Muallim Naci'yle eski edebiyat-yeni edebiyat tartışmasına girmiş; edebiyatta yeni görüşlerin (kulak için kafiye gibi) uygulanmasında öncülük etmiştir. Romanda realizmin etkisindedir. Şiirlerinde romantiktir.Şiirin konusunu genişletmiştir. "Her güzel şey şiirin konusu olabilir." anlayışındadır.

Eserleri:Şiir: Yadigâr-ıŞebab, Pejmürde, Nağme-i Seher, Nijad Ekrem, Zemzeme. Tiyatro: Afife Anjelik, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır. Roman: 1896'da yayınlanan Araba Sevdası, ilk realist romanımızdır. Hikâye: Şemsâ, Muhsin Bey. Eleştiri: Takdir-i Elhan, Talim-i Edebiyat (Edebiyat Bilgileri).

Samipaşazade Sezai (1860-1936)

Tanzimat Dönemi'nin gerçekçi yazarlarındandır. "Sergüzeşt" adlı romanı ile ün yap­mıştır (1889). Bu romanı kölelik düzenini eleştiren, insan haklarını savunan, roman­tizmden realizme geçişözelliklerini taşıyan bir eser olarak bilinir. Yazarın "Küçük Şeyler" (1892) adlı kitabındaki hikâyeleri, romanından daha başa­rılıdır. Diğer eserleri: Rumuz-ül Edeb (sohbet, anı, gezi yazısı, eleştiri), İclâl (1923).

Nabizade Nazım (1862-1893)

Realist özellikler taşıyan bir yazardır. Kısa ömründe güzel ve önemli bazı eserler vermiştir.

Eserleri: Karabibik (1890), edebiyatımızda ilk köy romanıdır. Uzun hikâye de sayılabilir. Zehra (1894) edebiyatımızda ilk psikolojik roman denemesidir. Realist ve natüralist özellikler taşır. Yazarın şiirleri ve hikâyeleri de vardır.

Muallim Naci (1850-1893)

Tanzimat Dönemi'nde, divan edebiyatının alışkanlıklarını sürdüren isimlerdendir. "Kafiye, göz içindir." ilkesi etrafında başlayan tartışmada Recaizade'nin karşısına geçmiş, Servet-i Fünun'un doğmasında dolaylı olarak rol oynamıştır. Eski şiirin et­kisinden kurtulamamakla birlikte, dilin sadeleşmesi açısından yararlı adımlar atmış­tır. Hece ölçüsüyle yazdığışiirleri vardır.

Eserleri:Şiir: Ateşpâre, Fürûzan, Şerare. Eleştiri: Muallim, Demdeme. Anı: Ömer'in Çocukluğu. Sözlük: Istılahat-ı Edebiyye, Lügat-ı Naci.

YUKARI