Öğeyi Oyla
(0 oy)

Türk tarihinin Milat öncesi yılları da kapsayan en karanlık dönemlerinden, İslami­yet'i artık iyiden iyiye kabul etmiş göründükleri XI. yüzyıla kadar süren dönemdir. Bu döneme özgü edebiyat ürünlerinin başlıcalarını destanlar oluşturur. Bunları koşuk, sagu, sav gibi sözlü, anonim ürünler ile VIII. yüzyıldan sonra karşımıza çıkmaya başlayan Orhun Yazıtları gibi az sayıdaki yazılı ürünler takip eder. Bu yüzden de dönemi üç ana başlık altında incelemek mümkündür:

Öğeyi Oyla
(2 oy)

Yalnızca Türk edebiyatının değil, tüm edebiyatların belli devirlere ayrılması, o ede­biyatın gelişim seyrini görmek, ortak özelliklerini saptamak yoluyla gerçekleştirilir.

Yazının kullanılıp kullanılmaması: Yazı öncesi sözlü kültür ürün­leri, dilden dile aktarılmaktadır. Sözlü olarak aktarılan anlatılarda birtakım yitimler olurken bir taraftan da eklemeler meydana gelir. Anlatılan ile yaşanan arasındaki bağ giderek kaybolur. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Anlatının ilginç kılınması, akıl­da kalıcılığı sağlar. O hâlde olağanüstü bazıöğeler anlatıya sonradan eklenebilir.

Coğrafi bölge: Aynı coğrafyada yaşayan insanlar, aynı duygulanımlar içinde bulu­nur. Atasözümüzde olduğu gibi, gözden uzak olan, gönülden de uzak olduğundan coğrafi uzaklık, ilişkileri de zayıflatır. Aynı coğrafyada ya da yakın coğrafyada yaşa­mak, ortak ürünler oluşturulmasını sağlar. Örneğin Dede Korkut Hikâyeleri XIV. yüzyılda oluşan ve Türkiye ile Azerbaycan edebiyatlarının ayrışmadığı dönemin or­tak ürünüdür. Ancak günümüzde bu iki ülkenin ortak ürünü vardır denemez.

Dil birliği, dil anlayışı: Kullanılan dil, edebî eserin oluşumunda en çok etkili olan unsurdur. Örneğin Arapça ve Farsçanın edebîürünlerimizde kullanımı gündeme otururken diğer yandan da Türk dilinin kullanıldığıürünler verilmesi edebiyatımızda iki ayrı gelişmeye neden olur.

Dini inanç: Dini inancın değişimi edebîürünlere de yansır. Terk edilen, uzaklaşılan dinin edebî eserdeki etkisi kaybolurken yeni kabul edilen dinin etkisi edebîürünler­de kendini göstermeye başlar.

Yaşam biçiminin değişmesi: Dinsel değişim olmasa da XVIII. yüzyıldan itibaren Türk toplumunun yaşam biçiminin değişmesi, edebî anlayışının da değişmesine yol açar. Bu anlayış değişikliği, verilen ürünlerde de görülmeye başlanır.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

Her ulusun edebiyatı zaman içinde sürekli değişir. Bu değişimde bazen coğrafya değişiklikleri, bazen yeni bir dinin benimsenmesi, bazen yeni bir kültüre yönelme, bazen de dilde yaşanan önemli lehçe ve şive ayrışmaları belirleyici olur.

Türk edebiyatı da yukarıda belirttiğimiz nedenlerle, tarihin belli dönemlerinde önem­li değişim süreçleri yaşamıştır. Edebiyat tarihçileri, işte bu önemli değişim süreçle­rini ve bu süreçleri doğuran yukarıdaki etkenleri dikkate alarak edebiyatımızı aşğıdaki başlıklar altında inceleme gereği duymuşlardır.

A- İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı

  • Destan Dönemi
  • Sözlü Edebiyat
  • Yazılı Edebiyat

B- İslam Uygarlığı Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı

  • XI.-XII. Yüzyıllarda İslamiyet ve Türk Kültürü
  • İslami Dönemde İlk Dil ve Edebiyat Ürünleri
  • Oğuz Türkçesinin Anadolu'daki İlk Ürünleri
  • XV. Yüzyıldan XIX. Yüzyılın Ortalarına Kadar Osmanlı Edebiyatı (Divan Edebiyatı / Halk Edebiyatı)

C- Batı Uygarlığı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

  • Tanzimat Edebiyatı
  • Servetifünun Edebiyatı

D- XX. Yüzyıl Türk Edebiyatı

  • Fecriati Edebiyatı
  • Millî Edebiyat
  • Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı
  • 1940'tan Günümüze Kadar Türk Edebiyatı
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Bilindiği gibi, edebiyat ile tarih birbirinden ayrılamaz iki alandır. Çünkü edebiyatın da tarihin de ana konusu insan ve onun yaşamıdır. Her ikisi de okur olarak bizi, geç­mişten bugüne insanın yaşam serüveninin peşinden koşturur. Tek farkla ki tarih bu serüveni olabildiğince gerçeğe uygun sergilemeye çalışırken edebiyat kendine böy­le bir sınırlama getirmez, insan gerçeğini kurgulayarak, bir başka ifadeyle yeniden üreterek okura gösterme yolunu tercih eder. Dolayısıyla da her edebiyat yaratısı, tarih gibi, şu ya da bu ölçüde bir çağa, döneme ayna tutar. İster sözlü, ister yazılı olsun, bütün edebiyat yaratılarında karşımıza belli bir çağın, dönemin insanı; o in­sanın yaşamı, hayata bakışı, gelenek ve görenekleri çıkar.

Kategori: Edebiyat Testleri
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Aşağıdaki yargılardan doğru olanların başına D, yanlış olanların başına Y ya­zınız.

1-   (    ) Gazel, en az 33 en çok 99 beyitten oluşur.

2-   (    ) Gazel, kaside, mesnevi gibi nazım şekilleri Arap edebiyatından alınmışşe­killerdir.

3-   (    ) Doğu Türkçesinin Divan şiirine kazandırdığı nazım şekli tuyuğ, Batı Türk-çesinin kazandırdığı nazım şekli şarkıdır.

4-   (    ) Methiye, şairin kendini övdüğü bölümdür.

5-   (    ) Matla beyti dışındaki beyitlerin ortadan bölünerek dört dizeye çıkarılabilen gazele musammat gazel denir.

6-   (    ) Kaside, gazel ya da mesnevi çift sayılı değil (24, 46, 78), tek sayılı (23, 45, 77) olarak düzenlenir.

7-   (    ) Mesneviler aruzun hem kısa kalıbıyla düzenlendiği hem de dizeler kendi arasında uyaklandığı için uzun hikâyelerin anlatılmasına elverişlidir.

8-   (    ) Müstezat, aruzun kısa kalıbıyla oluşturulan bir dizeye uzun kalıptan oluşan başka bir dizenin eklenmesiyle yapılır.

9-   (    ) Mesnevilerin nesib bölümünde betimleme yapılır, bu betimleme neye ilişkin ise o adla anılır: şitaiyye(kışı betimler), bahariye, ramazaniyye, iydiyye(bayramı anlatır) vb.

10-(    ) Tegazzül, şairin kaside içinde gazel yazma ustalığını göstermesine yönelik olarak yazılır.

11-(    ) Divan şiirinde bentlerden oluşan nazım biçimleri gazel, kaside, mesnevi; beyitlerden oluşanlar ise şarkı, murabba, terkib-i benttir.

12-(    ) Bir şairin, başka bir şairin çok sevdiği bir şiirinin benzerini (aynı uyak, aynı ölçü ve aynı nazım biçimiyle) yazmasına nazire denir.

Kategori: Şiir Bilgisi
Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • Tasavvuf şairlerinin yoğun ve kapalı anlamlı, hatta ilk bakışta an­lamsız ve saçma görünen ifadelerle kaleme aldıkları şiirlerdir.
  • Erbabı tarafından açıklandıklarında derin anlamlar taşıdıkları görülür.
  • Aruzla ve heceyle yazılmış ör­nekleri vardır.

Örnek:

Ben dervişim diyene

Bir ün edesim gelir

Seğirdüben sesine

Varıp yetesim gelir

* * *

Sırat kıldan incedir

Kılıçtan keskincedir

Varıp anın üstüne

Evler yapasım gelir

* * *

Altında gayya vardır

İçi nâr ile pürdür

Varuban ol gölgede

Biraz yatasım gelir

* * *

Od'a gölge dediğ(i)me

Ta'n eylemen hocalar

Hatırız hoş olsun

Biraz yanasım gelir

* * *

Ben günahımca yananı

Rahmet suyuyla yunam

İki kanat takmam

Biraz ucasını gelir

* * *

Derviş Yunus bu sözü

Eğri büğrü söyleme

Seni sigaya çeker

Bir Molla Kasım gelir

Yunus Emre

Kategori: Şiir Bilgisi
Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • Tasavvufun "devir" (ruhun dünyaya inip bedenle birleşmesi, geliş­mesi, olgun insan olması, tekrar ahiret âlemine dönmesi) kuramını anlatan şiirler­dir.
  • Genellikle hece ölçüsüyle yazılır.
  • Düz yazılı olanları da vardır.
Kategori: Şiir Bilgisi
Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • Tarikat önderleri tarafından, tarikata yeni girmiş dervişlere tasavvuf inceliklerini ve kurallarını anlatmak üzere yazılan didaktik şiirlerdir.
  • Aruz ve heceyle yazılmış örnekleri vardır.
Kategori: Şiir Bilgisi
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Deme, Alevî tarikatinden olan tekke ozanlarının tarikatlarıyla ilgi­li temaları işleyen şiirleridir.

Örnek:

Güzel âşık çevrimizi

Çekemezsin demedim mi

Bu bir rızâ lokmasıdır

Yiyemezsin demedim mi

* * *

Yemeyenler kalır nâçâr

Gözlerinden kanlar saçar

Bu bir demdir gelir geçer

Duyamazsın demedim mi

* * *

Bu dervişlik bir dilektir

Bilene büyük devlettir

Yensiz yakasız gömlektir

Giyemezsin demedim mi

* * *

Çıkalım meydan yerine

Erelim Ali sırrına

Can ü başı Hak yoluna

Koyamazsın demedim mi

* * *

Âşıklar kara bahtl(ı) olur

Hakkın katında kutl(u) olur

Muhabbet baldan tatl(ı) olur

Yiyemezsin demedim mi

* * *

Pîr Sultan Abdal şahımız

Hakka ulaşır rahimiz

On ik(i) İmam katarımız

Uyamazsın demedin mi

Pîr Sultan Abdal

Kategori: Şiir Bilgisi
Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • Hacı Bektaş Veli'nin yolundan giden tekke şairlerinin yazdıkları ilahi benzeri şiirlerdir.
  • Nefeslerde Allah sevgisi, vahdet-i vücut inancı, olgun insan olma konularının yanında Hz. Muhammet'e, Hz. Ali'ye, Ehl-i Beyt'e ve Hünkâr Hacı Bek­taş Veli'ye duyulan sevgi de işlenir.
  • Nefeslerde hece ölçüsü ve dörtlük birimi kullanılır.
  • Kafiye dizilişi koşma tipindedir.

Örnek:

Eşrefoğlu al haberi

Bahçe biziz gül bizdedir

Biz bir Mevlânm kuluyuz

Yetmiş iki dil bizdedir

* * *

Erlik midir eri yormak

Irak yoldan haber sormak

Cennetteki ol dört ırmak

Coşkun akan sel bizdedir

* * *

Âdem vardır cismi semiz

Aptes alır olmaz temiz

Halkı ta'neylemek nemiz

Bilcümle vebal bizdedir

* * *

Arı vardır uçup gezer

Teni tenden seçip gezer

Canan bizden kaçıp gezer

Edep erkân yol bizdedir

* * *

Kuldur Hasan Dede'm kuldur

Mânayı söyleyen dildir

Elif Hakka doğru yoldur

Cim ararsan dal bizdedir

Tamaşvarlı Âşık Hasan

YUKARI