Öğeyi Oyla
(7 oy)

Eylemler (fiiller) anlam özellikleri bakımından üçe ayrılır.

1) İş (Kılış) Eylemleri

Öznenin, iradesini kullanarak gerçek bir iş yaptığını bildiren fiillerdir. İş ya da eylem, genellikle başka bir nesne üzerinde gerçekleşmektedir. Yani kılıştan etkilenen bir nesne vardır, fiil geçişlidir. (FİİLİN BAŞINA "ONU" KELİMESİ GETİRİLEBİLİR.)

Örnekler: oku(mak), yaz(mak), kaz(mak), getir(mek), seyret (mek), kır(mak) ...

2) Oluş Eylemleri 

Öznenin iradesi dışında, çoğu kez dış etkilerle gerçekleşen; bir durumdan, nitelik­ten başka bir duruma, niteliğe geçişi ifade eden fiillerdir. Oluşun, özneden başka varlığı etkilemesi söz konusu değildir. Bu yüzden oluş fiilleri geçişsizdir.

Örnekler: büyü(mek), zayıfla(mak), ağar(mak), suskunlaş(mak), buruş(mak),çürü(mek), paslan(mak), eri(mek), yaşlan(mak)... 

3) Durum Eylemleri

Kendi istemi (iradesi) ile gerçekleştirse bile öznenin aktif olmadığı, başka bir nes­neyi etkilemeyen (geçişsiz) fiillerdir. Genellikle öznenin gözlemlenebilen durumu, görünüşü, hareketi ile ilgilidir. Bu tür eylemler, genellikle birinin başlamasının diğe­rinin bitişine bağlı olduğu eylemlerdir.

Örnekler: yürü- dur- koş­- uyan- yat- kalk- sus- konuş-

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bir kılışı, oluşu, durumu kip-zaman ve kişi çekimi ile anlatan; olumsuz da yapılabi­len sözcüklere eylem (fiil) denir.

Eylem kök ya da gövdesine -mek (-mak) eki getirilerek elde edilen sözcük, mastar (eylemin adı)dır: gel-mek, oku-mak, açtır-mak...

Mastar eki atıldıktan sonra geriye kalan eylem kök ya da gövdesine; eklerle, zaman ve kişi kavramı katılmasıyla eylem cümlede kullanılacak biçimini alır, çekimli eylem oluşur. Çekimli eylemde olumluluk-olumsuzluk anlamı da vardır. Olumsuzluk anla­mı "-ma" (-me) ekiyle sağlanır.

Eylem cümlelerinde asıl yargıyı yüklenen (yüklem olan) öge eylem (çekimli fiil)dir.

Çekimli eylemler, isme ait çekim eklerini alamaz.

Eylemsi (fiilimsi)ler; eylem anlamı taşıdıkları, mastar biçiminde söylenebildikleri, hatta çatı ve olumsuzluk özelliği taşıdıkları hâlde kip-zaman ve kişi çekimine sahip olmadıkları için eylemlerden ayrılırlar. Eylemsi, üstlendiği görev bakımından ad soylu sözcük grubu içinde yer alır.

Kalabalık gittikçe artıyor: ben bu kabaran, coşan insan selinde boynumu uzata uzata babamı arıyorum.

Altıçizili sözcükler "gitmek" "artmak, kabarmak, coşmak, uzatmak, aramak" mastarlarıyla gösterilebildiklerinden "eylem" (oluş, durum, kılış) bildirmektedir­ler. Ancak hepsi eylem (çekimli eylem) değildir.

  • gittikçe (git-tikçe): "git(mek)" eylemi "-dıkça" yapım ekini almıştır. Kip, zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmemiştir. Çekimli eylem değildir. Zarf görevinde kullanılmıştır. Fiilimsidir.
  • artıyor (art-ıyor): "Artmak", şimdiki zaman, III. tekil kişi, olumlu. Kip-zaman ve kişi çekimine sahiptir, eylemdir. Cümlede yük­lem olmuştur.
  • kabaran (kabar-an): "Kabar(mak)" eylemi "-an" yapım ekini almıştır. Kip-za­man ve kişi çekimi yoktur. Sözcük, "insan seli" tamla­masının sıfatı görevindedir. Çekimli eylem değil, ey­lemsidir.
  • coşan (coş-an): "Coş(mak)" eylemi "-an" yapım ekini alarak sıfat göreviyle kullanılmıştır. Çekimli eylem değildir. Eylemsidir.
  • uzata uzata (uzat-a...): "Uzat(mak)" eylemi "-a" yapım ekini alarak belirteç ol­muştur. Kip-zaman ve kişi çekimi yoktur. Eylemsidir.
  • arıyorum (ara-yor-um): "Ara(mak)" eylemi, "-yor" zaman eki ve "-um" I. tekil ki­şi ekiyle çekimlenmiştir. Cümlede yüklem görevindedir. Çekimli eylemdir.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Tanzimat tiyatrosunun özellikleri şunlardır:

  • I. dönemde toplumsal ve tarihsel konular işlenir.
  • I. dönem yazarları, düşüncelerini ve tekliflerini, halkı eğlendirerek onlara ilet­mek ister; toplumsal sorunlar çevresinde kamuoyu oluşturmak için tiyatrodan yararlanırlar.
  • Tiyatro çalışmalarıçeviri, uyarlama ve telif olarak üç alanda sürer.
  • Daha çok komedi türünde yapıtlar yazılır.
  • İyi ve kötü kişiler abartılır.
  • Karakterden çok tip, tipleştirme ağır basar.
  • Kahramanlık duyguları, vatan ve millet sevgisi en çok işlenen konuların başın­da gelir.
  • Yapıtlar öğütle biter, iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Birinci dönemde yazılan oyunlarda meddah geleneğinden yararlanılır. Şinasi'nin Şair Evlenmesi; Namık Kemal'in Vatan Yahut Silistre, Akif Bey, Za­vallıÇocuk, Gülnihal, Kara Bela, Celalettin Harzemşah adlı oyunları ve Ahmet Vefik Paşa'nın Moliere'den yaptığıçeviriler, bu dönemin tanınmış oyunlarıdır.
  • Bu dönem tiyatrosu, batı tiyatrosunun etkisindedir. Özellikle Shakespeare (Şekspir) ve Moliere (Molyer) tiyatro yazarlarımızın izledikleri büyük oyun ya­zarlarıdır.
  • II. dönemde yapıtlar, oynanması amacıyla değil, daha çok okunması ama­cıyla yazılmıştır. Böylesi oyunlar yazan, Abdülhak Hamit Tarhan'dır.
  • II.  dönem oyunlarında sahnede yapılacakların açıklandığı parantez içi bölüm­ler çok zayıftır.
  • Uzun tiradlar, telaffuzu zor yabancı sözcükler de oynanmayı engelleyen özel­liklerdendir.
  • Recaizade Mahmut Ekrem'in Afife Anjelik, Vuslat, Atala, Çok Bilen Çok Yanılır; Abdülhak Hamit Tarhan'ın Finten, Duhter-i Hindu, Sabr ü Sebat, Eşber vb. oyunları ikinci dönemin oynanmaya elverişli olmayan oyunlarıdır.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai, Nabizade Na­zım, Muallim Naci II. dönem sanatçılarıdır.

Birinci topluluktan farklı özellikleri:

  • Sanat için sanat anlayışına bağlıdırlar.
  • Dilde sadeleşme taraftarı değildirler.
  • Daha yenilikçidirler.
  • Daha içedönük ve kişiseldirler.

Abdülhak Hamit Tarhan (1852-1937)

Tanzimat Dönemi'nin en büyük ve en verimli şairidir. Şair-i azam olarak tanınmıştır. Felsefi şiir tarzının edebiyatımızdaki en güçlü temsilcisidir.Ölüm ve fizik ötesi üzerine sevinç, ümit ve tezatlardan, isyan ve feryatlardan güç alan epik-lirik ve felsefi şiirler yazmıştır. Aşk teması, günlük hayat konuları, vatan ve millet sevgisi sıkça işlediği konular arasında yer alır.Şiirlerinde aruzu esas almakla birlikte heceyi de kullanmıştır. Süslü ve sanatlı bir di­li vardır. Romantizmin etkisindedir.

Eserleri:Şiir: Sahra (ilk modern pastoral şiir), Divaneliklerim Yahut Belde, Makber, Ölü, Bun­lar Odur, Hacle, Bâlâdan Bir Ses... Tiyatro: Çoğu, okunmak için yazıldığından teknik yönden zayıftır. Macera-yı Aşk, Sabr-ü Sebat, İçli Kız, Duhter-i Hindu, Nesteren, Eşber, Tezer, Finten, İbn-i Musa, İlhan, Turhan, Tarık Yahut Endülüs'ün Fethi yazarın tiyatro türündeki önemli yapıt­larıdır.

Recaizade Mahmut Ekrem (1847-1914)

Topluluğun önder, rehber, öğretmen nitelikli mensubudur. Fikirleriyle etkili olmuş, hatta Servet-i Fünun akımının kuruluşunu sağlamıştır. Sanat için sanat anlayışına bağlıdır. İnsan, sevgi ve ölüm konularınıçok işler. Üç çocuğunun ölümünü yaşamış bir babadır. Süslü ve sanatlı bir üslubu vardır. Muallim Naci'yle eski edebiyat-yeni edebiyat tartışmasına girmiş; edebiyatta yeni görüşlerin (kulak için kafiye gibi) uygulanmasında öncülük etmiştir. Romanda realizmin etkisindedir. Şiirlerinde romantiktir.Şiirin konusunu genişletmiştir. "Her güzel şey şiirin konusu olabilir." anlayışındadır.

Eserleri:Şiir: Yadigâr-ıŞebab, Pejmürde, Nağme-i Seher, Nijad Ekrem, Zemzeme. Tiyatro: Afife Anjelik, Vuslat yahut Süreksiz Sevinç, Çok Bilen Çok Yanılır. Roman: 1896'da yayınlanan Araba Sevdası, ilk realist romanımızdır. Hikâye: Şemsâ, Muhsin Bey. Eleştiri: Takdir-i Elhan, Talim-i Edebiyat (Edebiyat Bilgileri).

Samipaşazade Sezai (1860-1936)

Tanzimat Dönemi'nin gerçekçi yazarlarındandır. "Sergüzeşt" adlı romanı ile ün yap­mıştır (1889). Bu romanı kölelik düzenini eleştiren, insan haklarını savunan, roman­tizmden realizme geçişözelliklerini taşıyan bir eser olarak bilinir. Yazarın "Küçük Şeyler" (1892) adlı kitabındaki hikâyeleri, romanından daha başa­rılıdır. Diğer eserleri: Rumuz-ül Edeb (sohbet, anı, gezi yazısı, eleştiri), İclâl (1923).

Nabizade Nazım (1862-1893)

Realist özellikler taşıyan bir yazardır. Kısa ömründe güzel ve önemli bazı eserler vermiştir.

Eserleri: Karabibik (1890), edebiyatımızda ilk köy romanıdır. Uzun hikâye de sayılabilir. Zehra (1894) edebiyatımızda ilk psikolojik roman denemesidir. Realist ve natüralist özellikler taşır. Yazarın şiirleri ve hikâyeleri de vardır.

Muallim Naci (1850-1893)

Tanzimat Dönemi'nde, divan edebiyatının alışkanlıklarını sürdüren isimlerdendir. "Kafiye, göz içindir." ilkesi etrafında başlayan tartışmada Recaizade'nin karşısına geçmiş, Servet-i Fünun'un doğmasında dolaylı olarak rol oynamıştır. Eski şiirin et­kisinden kurtulamamakla birlikte, dilin sadeleşmesi açısından yararlı adımlar atmış­tır. Hece ölçüsüyle yazdığışiirleri vardır.

Eserleri:Şiir: Ateşpâre, Fürûzan, Şerare. Eleştiri: Muallim, Demdeme. Anı: Ömer'in Çocukluğu. Sözlük: Istılahat-ı Edebiyye, Lügat-ı Naci.

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bu dönemin isimleri Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal'dir. Diğer isimler; Ahmet Mithat Efendi, Şemseddin Sami, Ahmet Vefik Paşa, Direktör Ali Bey, Ahmet Cevdet Paşa.

İbrahim Şinasi (1826-1871)

Şairlik ve yazarlık yönünden diğer iki isim kadar usta olmamakla birlikte topluluğun öncüsü olduğu için önemlidir. İlk tiyatro eseri Şair Evlenmesi'ni yazdı. Görücü usulüyle evliliğin sakıncalarının an­latıldığı tek perdelik bir töre komedisi olan eser, 1859'da yazılmış ve 1860'ta basıl­mıştır.İlk yerli makale örneği olan Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi'ni yazdı (1860). La Fontaine'den fabl türünde manzum çeviriler yaptı. Dilde sadeleşme hareketlerinin öncüsü oldu. Durub-ı Emsal-i Osmaniyye (Osmanlı Atasözleri) adlı eseri yazdı. Agâh Efendi ile birlikte ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkardı. Bu gazetenin başyazarlığını yaptı (1860). Tasvir-i Efkâgazetesini çıkardı (1862). Batı'dan yaptığı şiir çevirileri Tercüme-i Manzume adlı eserindedir.  Reşit Paşa için yazdığı kasidelerde konu ve şekil yenilikleri vardır. Eserlerinde klasisizmin etkisi görülür.

Ziya Paşa (1829-1880)

I. dönemin en usta şairidir. Bir ara halk edebiyatınıövmüş, hece ölçüsüyle birkaç şiir yazmış; fakat "Harabat" adlı antolojisi ile divan edebiyatını göklere çıkarırken halk şiirini yermiştir. Bu yüzden arkadaşı Namık Kemal ile araları açılmıştır. Genel­likle aruzu kullanmış, divan edebiyatı geleneklerine bağlı kalmıştır. Bağdatlı Rûhi'den etkilenerek yazdığıTerkib-i Bent ve Terci-i Bent şiirleri önemlidir. Dili ağırdır. Sanatlı bir anlatımı vardır. Sosyal konulu şiirlerinde hak, hürriyet, kanun, adalet, medeniyet, ahlâk kavramlarını işler.

Eserleri: Harabat (antoloji, üç cilt) Rüya'nın Encamı (tercüme) Endülüs Tarihi (tercüme) Engizisyon Tarihi (tercüme) Zafernâme (hiciv) Eş'ar-ı Ziya (şiirler) Şiir ve İnşa (makale) Emil (tercüme)

Namık Kemal (1840-1881)

Çok yönlü bir sanatçıdır. Tenkit (eleştiri), biyografi, tarih, roman, makale, şiir alanla­rında eserler vermiştir. Topluluğun en güçlü fikir adamıdır. Fikirleriyle hem dönemin­de hem sonraki kuşaklar üzerinde etkili olmuştur. "Sanat toplum içindir." anlayışını sonuna kadar savunmuş ve uygulamıştır. Dilde sadeleşmeyi savunmuştur. Süslü ve gösterişli, heyecanlı, nutuk verir gibi bir üslu­bu vardır. Hece ile denemeleri de olmakla birlikte genellikle aruzu kullanır. Şiirde konu ve biçim yönünden yenilikler de yapmıştır. Romantizmin etkisindedir.

Eserleri: Cezmi, İntibah (roman), Vatan yahut Silistre, Gülnihal, Kara Belâ, Akif Bey, ZavallıÇocuk, Celâlettin Harzemşah (tiyatro), Tahrib-i Harabat, Takip (eleştiri), Kanije, Silistre Muhasarası, Osmanlı Tarihi (tarih), Evrak-ı Perişan (biyografi)

Ahmet Mithat Efendi (1844-1912)

Halk için roman anlayışıyla eserler vermiştir. Halkın okuma zevkini geliştirme ama­cıyla hareket etmiştir. Sanat yönü zayıftır, dili sadedir.

Eserleri: Letaif-i Rivayat (25 cilt, hikâyeler), Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Felatun Beyle Rakım Efendi, Henüz On Yedi Yaşın­da, Dürdane Hanım, Jön Türk yazarın çok sayıdaki romanlarından birkaçıdır. Eyvah, Açıkbaş, Hükm-i Dil yazarın belli başlı tiyatro yapıtlarıdır.

Ahmet Vefik Paşa (1823-1891)

Tanzimat döneminde milliyetçilik ve Türkçülük akımlarının ilk temsilcilerindendir. Devlet adamı ve yazardır. Tiyatro tarihimizde özel bir yeri vardır. Moliere'den yaptığı çevirileri ve Bursa'da kurduğu tiyatro ile Türk tiyatrosunun gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Klasisizmin etkisindedir.

Eserleri: Zor Nikâh, Zoraki Tabip, Tabib-i Aşk, Meraki, Azarya, Yorgaki Dandini yazarın Moliere'den çevirip Türk yaşamına uyarladığı yapıtlardır. Savruk, Kocalar Mektebi, Kadınlar Mektebi, Tartüf yazarın hece vezniyle manzum olarak çevirdiği oyunlardır. Lehçe-i Osmânî yazarın bugün de yararlanılan bir sözlük çalışmasıdır. Şecere-i Türk, yazarın Ebulgazi Bahadır Han'dan Türkiye Türkçesine kazandırdığı bir tarih yapıtıdır. Atalar Sözü, yazarın kaleme aldığı bir atasözleri derlemesidir.

Şemsettin Sami Bey: Taaşşuk-ı Talât ve Fıtnat, Kamus-ı Türki, Kamusü'l Alam, Or­hun Kitabeleri çevirisi gibi yapıtlarıyla tanıdığımız bir Tanzimat yazarıdır.

Direktör Ali Bey: Tiyatro alanında çalışmalarıönemlidir.

Ahmet Cevdet Paşa: Devlet adamı, tarihçi, hukukçu, edebiyatçıdır.

Ali Suavi: Türkçülük hareketinin öncülerindendir, gazeteci ve yazardır.

Öğeyi Oyla
(3 oy)

11. sınıf Dil ve Anlatım dersi 2. Ünite konusu olan "Öğretici Metinler" konusunu aşağıdaki ekten indirebilirsiniz. Konu içeriğinde;

  • Mektup türü ve özellikleri
  • Günlük türü ve özellikleri
  • Anı türü ve özellikleri
  • Biyografi türü ve özellikleri
  • Otobiyografi türü ve özellikleri
  • Gezi yazısı ve özellikleri
  • Sohbet türü ve özellikleri
  • Haber yazıları
  • Fıkra türü ve özellikleri
  • Deneme türü ve özellikleri
  • Makale türü ve özellikleri
  • Eleştiri türü ve özellikleri
  • Konu testi

bulunmaktadır.

16 sayfalık bu konu anlatımı ve testini indirmenizi tavsiye ediyoruz.

Öğeyi Oyla
(3 oy)
  • Ele alınan konudan çıkarılacak ders önemsendiğinden roman tekniğine gerek­li özen gösterilmemiştir.
  • Beklenmedik rastlantılar, gerçeklik duygusunu zayıflatır.
  • Kahramanların psikolojik durumları derinliğine verilmediğinden, olayda neden sonuç ilişkisi kurulmadığından basite kaçan bir anlatım ortaya çıkmıştır.
  • Romantizmin de etkisiyle zaman zaman romanın akışı durdurularak okuyucu­ya bilgi verilir.
  • Konular cariyelik kurumunun kötülüğü, bilgisizlik, özenti, yanlış Batılılaşma gi­bi günlük yaşamdan ve tarihten alınır.
  • Kişiler tek yanlı ele alınır; bu nedenle karakter yaratma değil, tipleştirme ön plandadır.
  • Zaman ve mekân unsurları da soyut bırakılır. Örneğin herhangi bir mekânın ay­rıntılı betimlemesi yapılmak yerine sadece adı söylenerek geçiştirilir.
  • Öykülerin bazılarında meddah hikâyeciliğinin etkileri görülür. Emin Nihat'ın Müsameretnâme, Ahmet Mithat'ın Letaif-i Rivayat adlıöyküleri, öykünün ilk örnek­leri olarak adlandırılsa da sözü edilen etkileri göstermektedir.
  • Romanların sona erdirilişi bakımından genellikle masalsı bir yol izlenir: iyiler kazanır/ödüllendirilir; kötüler kaybeder/cezalandırılır.
Öğeyi Oyla
(2 oy)
  • İlk roman çevirisi, Yusuf Kâmil Paşa tarafından Fransız klasik yazar Fenelon'dan Tercüme-i Telemak adıyla 1859 yılında yapılmıştır.
  • İlk yerli roman, Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat, Şemsettin Sami Bey tarafından (1872) yazılmıştır.
  • İlk edebî roman, Namık Kemal'in İntibah (Sergüzeşt-i Ali Bey, 1876) adlı eseridir.
  • İlk tarihî roman, Namık Kemal'in Cezmi (1880) adlı romanıdır.
  • İlk modern pastoral şiir, Abdülhak Hamit'in Sahra adlışiiridir (1897).
  • Realizmin ilk izleri, Samipaşazade Sezai'nin Sergüzeşt romanı (1889) ile Recaizade Ekrem'in Araba Sevdası romanında görülür (1896).
  • Anadolu'ya açılan, konusunu köyden alan ilk eser, Nabizade Nazım'ın Karabibik romanıdır. Bu eser, uzun hikâye de sayılabilir.
  • İlk psikolojik roman denemesi, Nabizade Nazım'ın Zehra adlı romanıdır (1896). Bu alanın başarılı sayılan ilk örneği Servet-i Fünun dönemi yazarı Mehmet Rauf'un Eylül romanıdır (1901).
  • İlk tiyatro eseri, Şinasi'nin Şair Evlenmesi'dir (1860).
  • İlk özel gazete, Tercüman-ı Ahval 1860'da Agâh Efendi ve Şinasi tarafından çıkarıl­mıştır. Takvim-i Vakayi 1826'da çıkmış resmi gazetedir. Ceride-i Havadis ise, 1840ta İngiliz Churchil tarafından çıkarılan yarı resmi gazetedir.
Öğeyi Oyla
(0 oy)
  • Gerek gazelin, gerekse kasidenin içeriği değişmiştir. Gazelde de kasidede de eski konular tekrar edilmemektedir. Toplumsal sorunlar bu nazım şekilleri için­de işlenmektedir.
  • I. dönemde gazelin biçimi aynı kalmakla birlikte, kasidenin biçiminde kısmi de­ğişiklik olmuştur. Nesib, tegazzül, methiyye, fahriyye, dua bölümleri gibi bölüm­ler Tanzimat kasidesinde bulunmamaktadır.
  • Divan kasidesinde şairin mahlası taç beyitte geçerken, Tanzimat kasidesinde şairin adı ya da mahlası kullanılmamıştır.
  • I. dönemde dil biraz daha sadeleşmesine karşın tam anlamıyla bir sadeleşme­den söz edilememektedir. II. dönem sanatçıları ise dilde sadeleşmeye karşı ol­muşlardır.
  • Tanzimat gazelinde hiciv sayılabilecek tarizlere başvurulmuştur.
  • Aruz ölçüsü kullanılmaya devam edilmiş, hece ölçüsü de denenmiştir.
  • I. dönemde sanat toplum içindir anlayışı benimsenmiş, II. dönemde sanat için sanat ilkesi benimsenmiştir.
  • Fransız İhtilali'nin etkisiyle I. dönemde hürriyet, adalet, eşitlik, milliyet, meşruti­yet gibi kavramlar şiire ve edebiyata girmiştir. II. dönemde ise bireysel konula­ra ağırlık verilmeye başlanmıştır.
  • Sanatçılar genellikle romantiktirler. Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa klasisizmden etki­lenmiştir, ikinci dönemde, özellikle de Recaizade Mahmut Ekrem ile Samipaşazade Sezai Bey'de realist etkiler görülür.
  • Şiirde parça güzelliği anlayışı terk edilmiş, konu bütünlüğüne önem verilmiştir.
  • Uyak anlayışında değişikliğe gidilmiş, 'göz için uyak yerine kulak için kafiye' an­layışı benimsenmiştir.
  • Halk edebiyatına ilgi duyulmuş, yakınlaşma çabaları gerçekleşmiştir.
  • Sanatçılar çok yönlü kişiliğe sahiptir. Hem şiir hem düz yazıyla ilgilenirler. Sa­natçıların önemli bir kısmı şair, yazar, gazeteci, fikir adamı niteliği göstermek­tedir.
  • İkinci dönemde divan şiirinin biçiminde de bazı yenilikler gerçekleştirilir.
Öğeyi Oyla
(4 oy)

Tanzimat Dönemi öğretici metinleriyle divan edebiyatı nesri karşılaştırıldığında şu farklar görülür:

Anlatım açısından:

  • Divan nesrinde cümleler, Tanzimat metinlerindeki cümlelerden çok daha uzun­dur.
  • Divan nesrinde ulaçlar ve bağlaçlarla yargıların sonu getirilmeden yarım sayfa­ya yakın cümleler kurulabilir. Bu dönem metinlerinde ise cümleler divan nesri­ne göre oldukça kısadır.
  • Divan nesrinde Arapça Farsça sözcükler de Tanzimat metinlerindekinden çok fazladır.
  • Tanzimat metinlerinde kullanılan noktalama işaretleri divan nesrinde kullanıl­maz.
  • Tanzimat metinlerinde düşünce açıkça ifade edilmiştir. Divan nesrinde düşün­ce genellikle açık bir biçimde ifade edilmez. Daha kapalı bir anlatım vardır.
  • Özellikle süslü nesirde sanat yapma amacı varken, Tanzimat metinlerinde sa­nat yapma değil, bir düşünceyi aktarma amacı vardır.

Anlam açısından:

  • Bu dönem (I. dönem) metinlerinde toplumsal bir konu ele alınmış, bu yolla oku­yucuları aydınlatma amacı güdülmüştür. Divan nesrinde toplumsal konu ya çok azdır (sade nesirde) ya da hemen hiç yoktur (süslü nesirde).
  • I. dönem Tanzimat makaleleri, anlamlı olmak, bir düşünceyi anlatmak duru­mundadır. Ancak divan nesri anlam yönünden önde olmak zorunda değildir. Söyleyiş ustalığı göstermesi yeterlidir.
  • Tanzimat makale ya da diğer düzyazılarında metin kurgusuna, iç yapısına dik­kat edilir; anlam çelişkilerinin bulunmamasına özen gösterilir. Ancak divan nes­rinde böyle bir kaygı bulunmaz (özellikle süslü nesirde).
  • Tanzimat düzyazısı (öğretici metinler: makale, fıkra, deneme vb.) gazete aracı­lığıyla geniş kitlelere ulaşmak amacıyla yazılır. Divan nesri sınırlı sayıda kişiye, bir seçkinler tabakasına yöneliktir.
  • Biçim açısından Tanzimat düz yazısı daha çeşitlidir. Makale, fıkra, deneme, eleştiri gibi yeni biçimler kullanılır.
  • Tanzimat düzyazısı, belli bir dizgeye, sisteme sahiptir. Yazar; kim için, ne yaza­cağını, nasıl yazacağını, hangi tür ve biçimi kullanacağını bilir.
YUKARI