Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri ve Önemi

Eğer insanlar toplum hâlinde yaşamakta olmasalardı hiç kuşkusuz, dile gereksin­me duymayabileceklerdi. Öte yandan dil olmasaydı insanların bir arada yaşamala­rı, anlaşabilmeleri, bir toplumu oluşturmaları da söz konusu edilemezdi. Kısacası, insanı insan eden dil, toplumun da başlıca temel taşlarındandır; ulusu ulus yapan öğelerin en başta gelenidir; kültürün bel kemiği sayılabilir.

Dilin toplumla olan bağları, onun bir "toplumsal kurum" olarak nitelenmesine yol açar. Toplum bilimciler dille toplumun ayrılmaz bağlarını, ilişkilerini çeşitli açılardan inceledikleri gibi, dil bilimciler de bu alanda çok geniş araştırmalara girişmişlerdir. Bugün dil toplum bilimi (ya da dilsel toplum bilim) adlı geniş bir araştırma alanı var­dır. Dil olayları, dil konularıyla toplumsal sorunlar arasındaki paralellikleri, ilişkileri inceler.

Bir ulusun yaşayış biçimi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hatta tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli olaylar üzerinde hiçbir bilgi­miz olmasa, yalnızca dil bilim incelemeleriyle, bu dilin söz varlığının, söz hazinesi­nin derinliğine inerek bütün bu konularda çok değerli bilgiler ve güvenilir ipuçları edinebiliriz. Aynı biçimde, bir an için tek başına dili ele alarak belli bir dilin belli bir dönemdeki bir metnini, yalnızca yabancıöğeler, yabancı etkiler açısından inceleye­rek dili konuşan toplumun o süre içinde hangi kültür hareketlerine sahne olduğunu, hangi dış etkiler altında kaldığını saptayabiliriz. Örneğin Tanzimat ya da II. Dünya Savaşı sıralarına ait -ister bir gazete yazısı, ister bir sanat ürünü olsun- uzunca bir parça bu dönemlerde Türklerin hangi dış etkiler altında bulunduğunu, hangi sorun­ların, hangi eğilimlerin toplumda canlı durumda olduğunu belli edecektir.

Bir dildeki kavramlar, çeşitli atasözleri, deyimler, kalıplaşmış sözler incelenir, ilgili ol­dukları kavram alanlarına göre öbekleştirilirse kimi alanlardaki öğelerin kabarık ol­duğu, öbürlerine oranla fazlalık gösterdiği göze çarpar.

Dikkat edilirse bu kabarık öbekler, dili konuşan ulusun tarih boyunca en çok ilgilen­diği, yaşayışında büyük yer tutan kavramlar, konulara aittir. Örneğin dilimizin ve edebiyatımızın en eski ürünleri olan Köktürk Yazıtları'nda en çok geçen kavramlar bodun "kavim, ulus, halk", kağan "kağan", sü "asker, ordu", şülemek, "asker gönder­mek", yağı "düşman" gibi kavramlardır ki bunlar Türklerin o çağdaki savaşlarla do­lu, hareketli yaşayışının aynasıdır. O çağda Türklerde hayvancılığın ve tarımın yeri de elimizde, tarihi aydınlatan belgeler olmasa da- yalnızca dil ürünlerinden yararla­nılarak aydınlatılabilir: Köktürk Yazıtları'nda geçen hayvan adları, özellikle atla ilgili sözcüklerin sıklığı, Türklerin hayvancılık, at yetiştirmeyle olan ilişkisini, atın Türkle­rin yaşamındaki yerini gösteren ipuçları sayılabilir.

Bir dili konuşan toplumun yiyecek içeceğiyle, mutfağıyla ilgili sözcükler o toplumun beslenme düzenini gösterdiği gibi bu düzendeki yabancı etkilere de ışık tutar. Halk ağızlarındaki bulgur, dövme, bazlama, közleme, tarhana gibi binlerce ad, halkın maddi kültürünü aydınlatır. Balkan ülkelerinin dillerinde görülen sarma, pogaçe (po­ğaça) gibi Türk yemek adları da Türklerin bu ülkelerdeki etkisinin tanığıdır. Aynı bi­çimde, bizde, özellikle son yıllarda rastlanan tost, pizza, kanape, krem karamel gi­bi yemek düzenimize giren ve dil açısından aydınların hoşgörüsüne dayanarak yer­leşen öğelerde yabancı ulusların yaşayışları ve yiyecek-içeceklerini ilgilendiren ge­lenek ve kavramların bize sokulmalarının belirtisidir.

Tarihî kurumları da söz hazinesinden izlemek kolaydır; yeniçeri, sipahi, timar, öşür... gibi Osmanlı kurumları, yaşmak, ferace, kaftan, kavuk gibi yiyecekler bu arada sayılabilir.

  • Dil, insanlar arasında anlaşmayı, iletişimi sağlayan araçtır.
  • Aynı dili konuşan insan toplulukları, ortak kültür değerlerini paylaşırlar.
  • Dil, kültürün taşıyıcısıdır ve kültür alanında manevî birlik oluşturur.
  • Dil; toplumda dayanışmayı ve beraberliği, o toplumun tarihsel süreç içinde ken­dini var etmesini, korumasını sağlar.
  • Dil, bireysel kullanım içinde daha güzel ve etkili anlatım olanaklarını göstererek toplumun bireylerinin düşünsel ve kültürel gelişimine katkıda bulunur.
  • Dil; günlük kullanımda basit, kolay ve anlaşılır ifadelere yönelirken daha karma­şık anlatımı gerektiren alanlarda -bilim, felsefe ve edebiyat eserlerinde- insanın gelişimine, bilgi birikimine paralel olarak daha da gelişir.
  • Dil, farklı metinlerde farklı amaçlara hizmet ettiğinden, birbirinden ayrı kullanı­mıyla canlı ve gelişen bir yapı olduğunu hissettirir.
  • Bilim dili; terimlerden, nesnel ifadelerden, kesinlikten yararlanır.

Bu kategoriden diğerleri:

YUKARI