Öğeyi Oyla
(0 oy)

II. Meşrutiyetin ilanından sonra edebiyat yaşamına atılan Halide Edip, Yeni Lisan ve Milli Edebiyat tartışmalarının olduğu dö­nemde, o zamana kadar alışılmamış yeni bir sözdizimi ve sade bir dille yazdığı hi­kaye ve romanlarıyla yenilik hareketinin tutunmasına katkıda bulunmuştur. Önce psikolojik çözümleme romanı olan Handan'ı yazmış, daha sonra Kurtuluş Savaşı üzerine Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye romanlarını yazmış; son dönemde de Tür­kiye'nin toplumsal yapısını yansıtan Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır ro­manlarını yazmıştır. XX. yüzyıl Türk edebiyatının ünlü romancılarındandır. Millî ede­biyat akımına katılmıştır. Mütareke yıllarında İstanbul'da ve Kurtuluş Savaşı'na biz­zat katılarak Anadolu'da önemli görevler yapmıştır. Edebiyatımızdaki kadın sanatçı­ların en önemlisidir. Romanlarında realizmi ön planda tutar. Aşırı duygulu ve süslü anlatımdan kaçınır. Cümle yapısı yönünden bazı aksaklıklar taşıyan üslubu eleştiri konusu olmuştur.

Konularını tek olay veya insanlardan değil; dönemlerden, kuşaklardan törelerden seçer. Kurtuluş Savaşı'mızı ele alan eserleriyle de tanınır.

Eserleri:

  • Hatıraları: Mor Salkımlı Ev (çocukluk anıları), Türk'ün Ateşle İmtihanı (İstiklal Sa­vaşı).
  • Romanları: Ateşten Gömlek (Kurtuluş Savaşı'nı anlatır.), Vurun Kahpeye (Millî Mücadele'de cephe gerisi ve işgal), Sinekli Bakkal (töre romanı), Yeni Turan, Kalp Ağ­rısı, Tatarcık, Sonsuz Panayır...
  • Hikâyeleri: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, İzmir'den Bursa'ya.
  • Tiyatroları: Maske ve Ruh, Kenan Çobanları.
Öğeyi Oyla
(0 oy)

13. yüzyıl Anadolu şairlerinden olan Dehhânî, Divan şiirinin Anadolu'daki kurucusu kabul edilir. Hayatı hakkında bilgilerin sınırlı olduğu Dehhânî, çeşitli kaynaklara göre Horasan'dan gelip Konya'ya yerleşmiş; I. Alaeddin ya da III. Alaeddin döneminde yaşamıştır.

Selçuklu Sultanı Alaeddin'e sunduğu kasidesinden, Horasan'dan geldiğini öğrenilen Dehhânî, Sultan'dan Horasan'a tekrar dönmek için izin istemektedir. Ayrıca, kasidenin sunulduğu Sultan Alaeddin'in de I. Alaeddin mi yoksa III. Alaeddin mi olduğu belli değildir.

Dehhânî bir saray ve zevk şairidir. O, çağdaşı birçok şairin izlediği yolu izlememiş, döneminde etkin olan tasavvuf akımının, dini atmosferin etkisinde kalarak şiir yazmamış, yaşadığı zamanı elden geldiğince zevk ve eğlence içerisinde geçirmekten yana olduğunu şiirlerinde vurgulamıştır. Şiirlerinden, Fars şiirini ve şairlerini yakından tanıdığı anlaşılan Dehhânî, İran şiirinin edebi sanatlarını, mazmunlarım, duygu yanı ağır basan şiir dünyasının bazı motiflerini Anadolu'da yeni yeni kurulan Türk şiirinde kullanarak, Divan şiirinin bilinen ilk örneklerini vermiştir. Ayrıca, elde bulunan kasidesiyle gazelleri de her iki nazım şeklinin tama yakın bir planını sergilemektedir. Ancak, Dehhânî'nin şiirleri, kuruluş aşamasında olması nedeniyle Divan şiiri açısından, daha çok bir hammadde görünümündedir. Şiirlerinde de bir derinlik bulunmamaktadır. Şiirlerinin kuruluşunda görülen sağlamlık, bu şiirlerin ilk örnekler olamayacağı, Divan şiirinin ele geçmemiş ya da yok olmuş daha eski tarihli örneklerinin olması gerektiği düşüncesini akla getirmektedir. Sonraki yüzyılların eserleri olan Mantıku't-Tayr, Hurşîd-nâme, Bahrü'l-Hakâyık gibi mesnevilerde adının geçmesi; nazire mecmualarından Ömer bin Mezid'in Mecmu'atü'n-Nezâ'ir'iyle Eğridirli Hacı Kemal'in Câmî'ü'n-Nezâ'ir'inde şiirlerine yer verilmiş olması, Dehhânî'nin 15. ve 16. yüzyıllara kadar unutulmadığını göstermektedir.

Page 3 of 8
YUKARI