Öğeyi Oyla
(0 oy)

13. yüzyılda Anadolu'ya Horasan'dan gelen dervişlerden biri Hacı Bektaş-ı Velî'dir. Bektaşilik tarikatının teşekkülünde, öteden beri önemli yerinin olduğu kabul edilen Hacı Bektaş-ı Velî'nin hayatıyla ilgili söylenenlerin çoğu, kısaca Vilâyet-nâme ya da Velâyet-nâme olarak tanınan Velâyet-nâme-i Hacı Bektaş-ı Velî (Menâkıb-ı Hünkâr Hacı Bektaş-ı Velî) adlı menakıbnameye dayandırılır. Hem Hacı Bektaş-ı Velî'nin hayatı, hem de Bektaşilik ve Alevilik tarihi için önemli kaynak olarak kabul edilen Velâyet-nâme'nin, Hacı Bektaş-ı Velî'nin ölümünden en az iki yüzyıl sonra 15. yüzyılın sonlarıyla 16. yüzyılın başlarında yazıldığı tahmin edilmektedir. Mensur, manzum ya da mensur-manzum karışık üç tip yazma nüshası bulunan eserin yazan kesin olarak bilinememekle birlikte, 15. yy. şairlerinden Firdevsî-i Tavîl (Uzun Firdevsî) tarafından yazıldığı görüşü bazı araştırmacılar arasında kabul görmektedir. Üzerinde henüz bilimsel nitelikli bir çalışmanın yapılmamış olduğu Velâyet-nâme, değişik araştırmacılar tarafından yayımlanmıştır.

Hakkında bilinenlerin kesin tarihi belgelere dayandırılamayıp, daha çok Velâyet-nâme'den yararlanılarak ortaya konduğu Hacı Bektaş-ı Velî'nin doğum tarihi bilinememekte ancak, 1271'de öldüğü tahmin edilmektedir. Alevi-Bektaşi geleneğinde, Velâyet-nâme'ye dayandırılarak anlatılanlara göre, Hacı Bektaş-ı Velî, Nişabur'da doğmuş, Lokmanı Perende adlı bir mutasavvıf tarafından yetiştirilmiş; Ahmed-i Yesevî'ye intisab etmiştir. Daha sonra Ahmed-i Yesevî vesilesiyle Anadolu'ya gelerek, Kırşhir civarında Sulucakarahöyük (bugünkü adı Hacıbektaş)te yerleşmiş; orada dergahını kurup çevredeki Türkmenler ve gayri müslimler arasında dervişlerinin de yardımlarıyla Müslümanlığı yayma faaliyetlerini yürütmüş; Sulucakarahöyük'te ölmüştür. Anadolu'da ilk tarikat kurucusu olarak bilinen Baba İlyas'ın şeyhlerinden Baba İshak'ın müridi olduğu, onun hakkında söylenenler arasındadır. Ancak Baba İlyas'ın torununun oğlu Elvan Çelebi'nin yazdığı Menakıbu 'l-Kudsiyyefi Menâsıbu 'l-Ünsiyye adlı Baba İlyas'ın efsaneleşmiş hayatının anlatıldığı eserde Hacı Bektaş, Baba İlyas'ın halifeleri arasında sayılmakta ye Baba Resul diye anılmaktadır. Kısacası Hacı Bektaş'ın halifesi Baba İshak değil Baba İlyas olup bu konuda farklı görüşler vardır. Baba İshak'ın müridlerine Babai dendiği gibi Hacı Bektaş-ı Veli çevresinde toplananlara da Bektaşi denmiştir. Kuruluş yeri ve ilk yayılma alanı Kırşehir ve çevresi olan şii-batini inanışlara meyilli Bektaşilik, 13. yüzyıl Anadolu'sunda halktan büyük ilgi ve destek görmüş; dini, ekonomik hatta askeri ve sosyal yanı olan Ahilik teşkilatı ve daha sonra da Yeniçeri Ocağı'yla da ilişkili olarak varlığını yüzyıllarca sürdürmüştür. Hakkında bilgi veren kaynaklar, Hacı Bektaş-ı Velî'nin ulaştığı şöhretin ve kişiliği etrafında teşekkül eden büyük saygının, esas itibariyle ölümünden sonra oluştuğu görüşündedirler.

Hacı Bektaş-ı Veli, Türkçe yazdığı nefes denilen ilahileri ile Anadolu halkına dinî tasavvufî ve ahlâkî yol göstericilik yapmıştır. Onun bir mutasavvıf olarak toplumda yer edinmesini ve ününü sağlamasında da söz konusu Türkçe ilahilerin payı vardır. Bektaşilik, bir tarikat olarak Anadolu Türk halkına kendi diliyle seslenme gereğini duymuş ve anılan ilahilerde tasavvuf terminolojisinde yer alan birçok Farsça kelimenin Türkçe karşılığını bulup kullanmayı başarmıştır. Aynı ilahiler, çoğunlukla hece vezni ve dörtlüklerle söylendiği için, Bektaşilik dilde ve edebiyatta milli çizgiyi korumuş ve yaşatmıştır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin aynca, Makalât adlı tasavvufi eserinin varlığından kaynaklar söz etmektedirler. Ancak, Arapça yazılmış söz konusu eserin aslı elde bulunmadığı gibi, Makalât'ın Hacı Bektaş-ı Velî'nin kaleminden çıkmış olduğu görüşü de tarihi açıdan henüz ispat edilememiştir. Tasavvufa inanan müridlere, tasavvuf kurallarının anlatıldığı bir el kitabı niteliğindeki Makalât'ın, mensur ve manzum Türkçe çevirileri vardır. Eser hakkındaki bilgiler bu çevirilere dayandırılmaktadır.

Öğeyi Oyla
(0 oy)

II. Meşrutiyetin ilanından sonra edebiyat yaşamına atılan Halide Edip, Yeni Lisan ve Milli Edebiyat tartışmalarının olduğu dö­nemde, o zamana kadar alışılmamış yeni bir sözdizimi ve sade bir dille yazdığı hi­kaye ve romanlarıyla yenilik hareketinin tutunmasına katkıda bulunmuştur. Önce psikolojik çözümleme romanı olan Handan'ı yazmış, daha sonra Kurtuluş Savaşı üzerine Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye romanlarını yazmış; son dönemde de Tür­kiye'nin toplumsal yapısını yansıtan Sinekli Bakkal, Tatarcık, Sonsuz Panayır ro­manlarını yazmıştır. XX. yüzyıl Türk edebiyatının ünlü romancılarındandır. Millî ede­biyat akımına katılmıştır. Mütareke yıllarında İstanbul'da ve Kurtuluş Savaşı'na biz­zat katılarak Anadolu'da önemli görevler yapmıştır. Edebiyatımızdaki kadın sanatçı­ların en önemlisidir. Romanlarında realizmi ön planda tutar. Aşırı duygulu ve süslü anlatımdan kaçınır. Cümle yapısı yönünden bazı aksaklıklar taşıyan üslubu eleştiri konusu olmuştur.

Konularını tek olay veya insanlardan değil; dönemlerden, kuşaklardan törelerden seçer. Kurtuluş Savaşı'mızı ele alan eserleriyle de tanınır.

Eserleri:

  • Hatıraları: Mor Salkımlı Ev (çocukluk anıları), Türk'ün Ateşle İmtihanı (İstiklal Sa­vaşı).
  • Romanları: Ateşten Gömlek (Kurtuluş Savaşı'nı anlatır.), Vurun Kahpeye (Millî Mücadele'de cephe gerisi ve işgal), Sinekli Bakkal (töre romanı), Yeni Turan, Kalp Ağ­rısı, Tatarcık, Sonsuz Panayır...
  • Hikâyeleri: Harap Mabetler, Dağa Çıkan Kurt, İzmir'den Bursa'ya.
  • Tiyatroları: Maske ve Ruh, Kenan Çobanları.
Page 3 of 9

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI