Öğeyi Oyla
(12 oy)

13. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının ilk temsilcileri arasında adı geçen Ahmed Fakîh, Hoca Ahmed Fakîh ve Sultan Hoca Fakih adları ile de tanınmıştır. Hakkındaki bilgiler genellikle Mevlevi ve Bektaşi kaynaklarındaki menkîbelere dayanır. Ahmed Fakîh ve ona ait olduğu sanılan Çarh-nâme adlı kaside nazım şeklinde yazılmış manzumenin varlığından ilk haber veren F. Köprülü olmuştur. Bugün, kaynakların yeniden incelenip değerlendirilmesi sonucu Ahmed Fakîh adını taşıyan farklı yüzyıllarda yaşamış değişik kişilerin olduğu ve bunların birbirine karıştırıldığı gerçeği ortaya çıkmıştır. Ahmed Fakîh, kendisinden 14. yüzyılın mesnevicileri arasında Sula Fakîh ya da Süli Fakîh, Derviş Fakîh'le aynı kişi olabilir.

Horasan'da doğup Konya'ya gelen Ahmed Fakîh, Mevlânâ'nın babası Bahaeddin Veled'in müridlerindendir. Kendisine, Bahaeddin Veled'den fıkıh dersi aldığı için Fakîh denmiştir. Eflâkî'nin, Menâkibü'l-Ârifîn'de anlattığına göre, Ahmed Fakîh, Bahaeddin Veled'in derin tasavvuf bilgisini görünce kendinden geçerek kitaplarını yakmış ve dağa çıkarak Bahaeddin Veled'in ölümüne kadar orada yaşamış; daha sonra Konya'ya dönmüştür. Ahmed Fakîh'le ilgili olarak kaynakların verdikleri bilgiler arasında, onun hac görevini yerine getirmek için Hicaz'a gittiği hac dönüşünde ise iki ay Kudüs'te kaldığı da bulunmaktadır. Ahmed Fakîh'in ölüm tarihi Eflâkî tarafından 1221 olarak bildirilir.

Çarh-nâme, 100 beyitlik bir kasidedir. Manzumenin elde bulunan tek yazma nüshası, Eğridirli Hacı Kemal'in Câmî'ü'n-Nezâ'ir adlı nazire mecmuasının içinde bulunmaktadır. Câmî'ü'n-Nezâ'ir'in sonunda bulunan listeye göre 100 beyit olması gereken manzume 83 beyittir. Eserin son 17 beyitinin yer aldığı yapraklar eksiktir. Aruzun mefa'îlün / mefa'îlün / fe'ûlün kalıbında yazılmış olan Çarh-nâme, dini-tasavvufi konuların işlendiği, yüzyılın diğer birçok eserinde görüldüğü gibi dini-ahlâki öğütlerin verildiği didaktik bir manzumedir. Öğretici yanının ön planda gelmesi nedeniyle sanatdeğeri sınırlıdır. Çarh-nâme, kaynakların çoğuna göre eski Anadolu Türkçesinin elde bulunan ilk ürünlerinden biri olarak Türk edebiyatındaki yerini ve önemini korumaktadır. Mevlânâ dönemi mutasavvıf şairlerinden Ahmed Fakîh'in olduğu kabul edilen bir başka eser Kitâbu Evsâfı Mesâcidî'ş -Şerife'dir. Mesnevi biçiminde yazılmış olan eserin içindeki iki parçada ve sonunda yer alan dört manzumede gazel-kaside kafiye düzeni kullanılmıştır. Çarh-nâme ile aynı aruz kalıbında yazılan eserde daha önce sözü edildiği gibi Ahmed Fakîh'in hacdan dönerken gördüğü Şam, Kudüs, Mekke, Medine ile oralardaki kutsal yerler tanıtılmaktadır.

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

15. yüzyıl Anadolu sahası Türk edebiyatının Şeyhî'den sonraki en güçlü temsilcisi Ahmed Paşa'dır. Fatih devrinin en büyük şairi olan Ahmed Paşa daha hayattayken sultanü'ş-şu'ara unvanını kazanmıştır. Bursalı olarak tanınmış olmasına karşın, kimi kaynaklar, Edirneli olduğunu kaydederler. Ahmed Paşa'ya Bursalı Ahmed Paşa denmesinin nedeni; Bursa Muradiye Medresesi'nde müderrislik, daha sonra da Emir Sultan Vakfiyesi'nde mütevellilik yapmış olmasıdır. Babası II. Murad dönemi kazaskerlerinden Veliyüddin Efendi'dir. Babasının devletin ileri gelenlerinden olması, kültürlü ve büyük olasılıkla da şair olmasından dolayı Ahmed Paşa iyi bir öğrenim görmüştür. Doğum tarihi bilinmeyen Ahmed Paşa öğrenimini tamamladıktan sonra, önce Bursa'da müderris, daha sonra da Edirne'de kadı olmuştur. Fatih Sultan Mehmed'in tahta geçmesinden sonra Ahmed Paşa, Fatih'in büyük takdirini kazanmış, onun saltanatı döneminde önce kazasker, daha sonra yakın arkadaşı ve hocası olmuş, vezirlik payesini elde etmiştir. Ancak, Fatih'in Ahmed Paşa'ya gösterdiği teveccüh ve duyduğu hayranlık Ahmed Paşa'nın Fatih'in gözdelerinden birisine ilgi duyması sonucu öfkeye dönüşmüş, daha sonra da gözden düşmesine neden olmuştur. Bir süre hapsedilen Ahmed Paşa, Padişah'ın öfkesini giderecek kadar güzel olan "Kerem Kasidesi"ni yazması üzerine affedilerek Bursa'ya gönderilmiştir. Bursa'da bir süre yukarıda sözünü ettiğimiz görevleri yerine getirdikten sonra muhtelif yerlerde sancak beyliği yapmış, II. Bayezid döneminde yeniden sarayın iltifatını kazanarak Bursa sancak beyliğine atanmıştır. 1497 yılında Bursa'da ölmüştür.

Ahmed Paşa'nın elde bulunan tek eseri Dîvân'ıdır. Dîvân'ını II. Bayezid'e sunmuştur.

Kaynaklar Ahmed Paşa'nın zeki, nüktedan, ince bir kişi olduğunu belirtirler. 15. yüzyılın başında yetişen Şeyhî ile bu yüzyılın sonunda yetişen Necâtî arasındaki şairlerin en büyüğüdür. Hasan Çelebi Tezkire'sinde Ali Şîr Nevâyî'nin 33 gazeline nazire yazdıktan sonra tanınmış olduğunu Fuad Köprülü İslâm Ansiklopedisinin Ahmed Paşa maddesinde söylerse de kimi araştırmacılar Köprülü ile aynı görüşte değildirler. Ancak, Ahmed Paşa'nın nazire yazmaya meraklı bir şair olduğu gerçektir. Şair, önce Şeyhî tarzında şiirler yazmış ayrıca Çağatay Lehçesiyle yazan Ali Şîr Nevâyî'nin şiirlerini de tanzir etmiştir. O, Türk edebiyatındaki "tanzir" yani nazire yazma geleneğinin önde gelen temsilcilerindendir. Kendisinden önceki şairlerden yararlanmakla birlikte çoğunlukla örnek aldıklarından daha güzellerini yazabilmiştir. Eski kaynaklar Ahmed Paşa'yı özellikle kaside alanında bu yüzyılın en büyük şairi sayarlar. Gerçekten de Ahmed Paşa Anadolu sahası Divan şiirinin önde gelen kurucularındandır. Şiirlerinde daha çok beşeri aşk konusunu işleyen Ahmed Paşa, Divan şiirinin bütün inceliklerini şiirlerinde ustaca kullanır. Şiirde, İran şiirinin ulaştığı ahenge Türk şiirini ulaştırmak isteyen Ahmed Paşa'nın İran şiirinin mazmunlarım Türk şiirine aktarmasını Latifi eleştirerek; "Şiir güzeline İran elbisesi giydirdiğini" söyler. Ahmed Paşa, kasidelerinin çoğunu Fatih'e yazmıştır. Ünlü, "Güneş" ve "Kerem" kasideleri de bunlar arasındadır. II. Bayezid'e sunduğu "Ab" ve Cem Sultan'a sunduğu "Benefşe" kasideleri de Ahmed Paşa'nın tanınmış kasideleridir.
15. yüzyılın ikinci yansı ile 16. yüzyılın başında yaşayan şairler onu üstat saymışlar ve izinden gitmişlerdir. Kendisinden sonraki şairlerin çoğu Ahmed Paşa'nın gazel ve kasidelerine nazireler yazmışlardır. Örneğin; Bursalı Visâlî, Meâlî, Mihrî Hatun, Cem Sultan, Konyalı Nizamî, Zâti, Necati ve ünlü Divan şairi Bâkî'nin Ahmed Paşa'ya nazireleri bulunmaktadır. Ahmed Paşa'nın ayrıca murabba yazmakta başarılı olduğu bilinir.

  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1  2  3  4  5  6  7  8  9 
  •  Sonraki 
  •  Son 
Sayfa 1 / 9

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI