Cumhuriyet Döneminde Halk Şiiri

Cumhuriyet dönemi halk şiirinin özellikleri:

  • Hece ölçüsü, dörtlük nazım birimi, uyak-redif kullanılması; düzenli uyak dizilişinin olması; koşma, semai nazım şekillerinin kullanılması; güzelleme, koçaklama gibi nazım türlerinin kullanılması geleneksel halk şiirinin Cumhuriyet döneminde de kullanıldığını göstermektedir.
  • Âşık Veysel şiirinde tasavvuf düşüncesi ve edebiyatı varlığını sürdürür.
  • Geleneksel halk şiiri ile Cumhuriyet dönemi halk şiiri arasında bazı farklılıklar vardır; fakat bunlar daha çok şiirin oluşturulma biçimiyle ilgilidir.
  • Geleneksel halk şiiri doğaçlama söylenmekte, sözlü anlatım ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır; ancak Cumhuriyet dönemi halk şiiri, artık yazılı edebiyatın ürünüdür. Doğaçlama olmasına rağmen şair, kendi şiiri üzerinde oynayabilir, onu değiştirebilir, daha da yetkinleştirebilir.
  • Geleneksel halk şairi gezicidir, bu yolla başka halk ozanlarını tanır, onlarla kültür alışverişinde bulunurken; Cumhuriyet dönemi halk şairi, daha çok yazılı kaynaklardan beslenir, hemen her yörenin halk şiirini öğrenme olanağı vardır.
  • Geleneksel halk şiirinin ezgisi ilk biçiminden çok farklı çizgiye kayabilirken, Cumhuriyet dönemi halk şiirinin notaya aktarılması dolayısıyla böyle bir değişim söz konusu olmaz.
  • Cumhuriyet döneminin yüzlerce halk şairinden bazıları şunlardır: Âşık Derdiçok, Posoflu Zülalî, Âşık Talibî, Âşık Ali İzzet, Davut Sularî, Hüseyin Çırakman, Nesimî Çimen, Âşık İhsanî, Âşık Reyhanı, Âşık Daimî, Sefil Selimî, Şeref Taşlıova, Murat Çobanoğlu, Âşık Mahzunî, Âşık Meçhulî vb.

TEMSİLCİLERİ:

  • Âşık Veysel (1894 – 1973): Cumhuriyet Dönemi'nde, Halk edebiyatındaki âşıklık geleneğini sürdüren ozanların en büyüğü, "âşıklar" zincirinin son büyük halkasıdır. İnsan aşkıyla birlikte ilahi aşkı, yurt sevgisini, yurt güzelliklerini, insanlık sevgisini işleyen güzelleme, taşlama, methiye, sathiye, devriye, hikmet gibi türlerde şiirler söylemiştir, iki gözü de görmediğinden okuma yazması yoktur. Gönül gözüyle görmüş, gönül diliyle söylemiştir. Geleneksel âşık edebiyatı ürünlerinden farklı olarak, şiirlerine özel başlıklar, adlar düşünmüştür. Hece ölçüsünün 8'li ve 11'li kalıplarını kullanmıştır. Şiirlerinde tasavvufla ilgili görüşlerini de işler. Şiirleri; Dostlar Beni Hatırlasın, Sazımdan Sesler, Deyişler adlarıyla kitap hâline getirilmiştir.
  • Âşık Derdiçok (1871 -1936): Tam bir köy şairi olan Derdiçok, genellikle çevresinde gördüklerini, duyduklarını, yaşadıklarını temiz bir dil ve akıcı, içli bir deyişle anlatır. Özellikle de aşk, ayrılık ve mutsuzluk temlerini ele alır.
  • Âşık Tâlibî (1898 – 1976): Şiirlerinde yalnızca kişisel yaşantılarını, duyuşlarını, acılarını değil; bazı doğal yıkımları, toplumsal gerçekleri ve siyasal olayları da dile getirir. Lirik aşk ve gurbet şiirlerinin yanında gülmece ve yergi yönü ağır basan şiirler de yazar. Soyut konulara pek girmez.
  • Davut Sularî (1925 -1985): Sularî, Âşık Reyhanı ile Irak, İran ve Suriye'yi dolaşmış, pek çok yerde çalıp söylemiştir. Bir ara Batı Avrupa'ya da gitmiştir. Önceleri Kemalî ve Serhat Âşık tapşırmasını kullanmış, sonra Sularî adında karar kılmıştır. Geleneksel anlayıştan zamanla toplumsal gerçekliğe geçmiştir. Şiirlerinde aşk, ayrılık ve doğa temlerinin yanında toplum gerçeklerine de yer vermiştir. Mezhep kavgalarına karşı çıkmış, barış ve kardeşliği savunmuştur.
  • Murat Çobanoğlu (1920 – 2005): Çobanoğlu, Artvin, Konya, Erzurum ve Mutla yapılan âşıklar yarışmasında dereceler alır. Özellikle atışma dalında başarı gösterir. Radyo ve televizyonda değişik konularda çalıp söyler. Saza egemenliği, ulusal duygunun güçlülüğü ve kendine özgü sesiyle ilgi çeker. Kars'ta 'Çobanoğlu Halk Ozanları Kahvesi'ni açıp işletir. Yurt içinde ve dışında düzenlenen çeşitli şenliklere katılır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI