Bu dönem Doğu (Kuzeydoğu) Türkçesi ve Batı (Güneybatı) Türkçesi olmak üzere iki ana kola ayrılır.

A. DOĞU (KUZEYDOĞU) TÜRKÇESİ

a-Çağatayca: Harezm Türkçesinden doğan bir Doğu Türkçesi koludur. XV. - XX. yüzyıla kadar Türkistan ve Altınordu bölgesinde kullanılmıştır.

Bu dönemin başlıca eserleri ve temsilcileri şunlardır:

  • Mecalisü'n Nefais (Nefis Meclisler): Devrin şairlerini anlatan bir tezkiredir. Türk edebiyatının ilk tezkiresidir. Ali Şir Nevai tarafından yazılmıştır. Sanatçının ayrıca dört divanı ve beş mesneviden oluşan bir hamsesi de bu döneme aittir.
  • Muhakemetü'l Lügateyn (İki Dilin Karşılaştırması): Ali Şir Nevai'nin Türkçe ile Farsçayı karşılaştıran ve Türkçenin daha üstün olduğunu anlatan eseridir.
  • Vekayi: Babür Şah'ın dünya çapında önemli bir anı kitabıdır. Sanatçının ayrı­ca şiirleri de bu döneme aittir.
  • Şecere-i Türki (Türk Şeceresi), Şecere-i Terakime (Türkmen Şeceresi): Ebu'l Gazi Bahadır Han'ın bu döneme ait eserleridir.

b-Kıpçak Türkçesi: XIII. - XV. yüzyıllar arasında Mısır, Suriye ve Altınordu bölgelerinde hakim olan bu kolun önemli eserleri şunlardır:

  • Kodeks Kumanikus: Hıristiyanlığa ait ilahileri, bilmeceleri; Türkçe, Almanca, Latince, Farsça sözlük parçalarını içeren bir eserdir.
  • Hüsrev üŞirin: Genceli Nizami'nin aynı adlı Farsça mesnevisinden Kutb tara­fından çevrilmiştir. 4730 beyitlik manzum bir eserdir.
  • Gülistan Tercümesi: İranlı sanatçı Sadi'nin "Gülistan" adlı mesnevisinden Sa­raylı Sevf tarafından çevrilmiştir.

B-BATI (GÜNEYBATI) TÜRKÇESİ

XII.  yüzyıl sonları ile XIII. yüzyıl başlarından günümüze kadar Anadolu, Kuzey ve Güney Azerbaycan, Irak, Suriye, Adalar, Rumeli ve Kuzey Afrika'da kullanılmıştır. Anadolu ve Rumeli'de kullanılan Türkiye Türkçesi Batı Türkçesinin ana koludur.

a-TÜRKİYE TÜRKÇESİ

XIII.  yüzyıldan günümüze kadar Anadolu ve Rumeli'de kullanılan Türkçedir. Günü­müzde ise yalnızca Türkiye sınırları içinde kullanılan Türkçeyi ifade etmektedir. Türkiye Türkçesi Eski Anadolu, Osmanlıve Bugünkü Türkiye Türkçesi olarak üçe ayrılır.

  • Eski Anadolu Türkçesi: Anadolu Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan (XIII. yüzyıl), XV. yüzyılın sonlarına ka­dar kullanılan Türkçedir. Bu dönem; Selçuklu, Anadolu Beylikleri ve Osmanlıcaya Geçiş Türkçesi olmak üzere üçe ayrılır. Bu dönemin eser ve sanatçılarışunlardır:Sultan Veled'in Türkçe manzumeleri,Yunus Emre, Nesimi, Ahmedi, Ahmed-i Dai, Şeyhi, Ahmet Paşa, Avni, Necati ve Cem Sultan'ın divanları, Ahmet Fakih (Çarhname), Şeyyat Hamza (Yusuf u Zeliha), Hoca Mesut (Sü­heyl ü Nevbahar), Ahmed-i Dai (Çengname), Âşık Paşa (Garipname), Ahmedi (İskendername), Şeyhi (Harname), Âşıkpaşazade (Osmanlı Tarihi), Yazıcıoğlu Ali (Selçukname), Mercimek Ahmet (Kâbusname), Sinan Paşa (Tazarruname), Dede Korkut Hikâyeleri.
  • Osmanlıca: XV. yüzyılın sonlarından XX. yüzyılın başlarına kadar kullanılmıştır. Anadolu, Rume­li, Irak, Suriye, Kırım, Adalar ve Kuzey Afrika'da hakimdir. Bu dönemde Türkçe söz­cükler ve dil bilgisi kuralları genellikle ihmal edilmiş; dil, Arapça ve Farsçanın etkisi altına girmiştir. Bunda aruz ölçüsü kullanılmasının ve Türkçenin aruz ahengini tam sağlayamamasının da etkisi vardır. Bu dönemde nesir dilinden ziyade şiir dili işlenmiş ve geliştirilmiştir. Bu dönem, Tanzimat Devri ile Servet-i Fünun - Fecr-i Ati Devri Osmanlıcası olmak üzere iki alt döneme ayrılabilir. Tanzimat'ın I. döneminde dilin sadeleştirilmesine yönelik çalışmalar başlatılmış; an­cak sonuç alınamamıştır. Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati Devri'nde ise Arapça ve Farsçanın terk edilmiş sözcük­leriyle anlam ve söz inceliği oluşturulmaya çalışıldığı için çok ağır bir Osmanlıca ter­cih edilmiştir. Bu dönem 1911'de milli edebiyat döneminin başlamasıyla sona ermiştir.
  • Bugünkü (Çağdaş) Türkiye Türkçesi: Bu dönem 1911'de Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'in Selanik'te çıkardığı Genç Kalemler dergisindeki "Yeni Lisan" makalesinin etkisiyle başlamıştır. Bu makalede; Türkçenin, Osmanlıcanın tüm kurallarından temizlenmesi görüşü ha­kimdir. Milli edebiyatçılar İstanbul Türkçesine dayanan milli bir dil oluşturmayı amaç­lamıştır. Bu şekilde yazı dili ile konuşma dilinin ortak olması hedeflenmiştir. 1928'de Latin alfabesinin kabulü ve 1932'de Atatürk'ün dil devrimini başlatması Ye­ni Lisan hareketini desteklemiş ve sistemleştirmiştir,

b-AZERİ TÜRKÇESİ

Batı Türkçesinin bir kolu olan Azeri Türkçesinin, Türkiye Türkçesinden büyük bir farklılığı yoktur. XX. yüzyıl sanatçılarından Bahtiyar Vahapzade ve Muhammed Hü­seyin Şehriyar, Azeri Türkçesinin önemli isimleridir.

c-TÜRKMENCE

Oğuzcanın bir kolu olan Türkmence 1991'de Türkmenistan'ın bağımsızlığını kazan­masıyla yazı dili hâline gelmiştir. Türkmence büyük ölçüde Doğu Türkçesinin etkisindedir.

d-GAGAVUZCA

Bulgaristan'da yaşayan Gagavuz Türklerinin kullandığı Türkçedir. Güneybatı Türk­çesinin küçük bir koludur. Bugün Moldovya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Ma­kedonya ve Ukrayna'daki Gagavuzlar tarafından kullanılmaktadır.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Bu kategoriden diğerleri:

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI