Mesnevi: Mevlânâ'nın eserlerinin en ünlüsü ve hacimlisi olan Mesnevi, dini, tasavvufi ve ahlâki yanı ağır basan didaktik bir eserdir. Mesnevi'de işlenen konuların çoğu öğüt verme amacını güder. Konuların işlenişinde, hikâye ve fabllarla konuyu açıklama, örnekleme, verilmek istenen düşünceyi pekiştirme yolu izlenmiştir. Bütün hikâye ve fablların eserde yer alış amacı, eğitici, öğretici olmaktır. Bu nedenle, her hikâye bir öğütle bitirilir. Kıssadan hisse çıkarmaya dayanan bu anlatım tarzı Mevlânâ'dan önce de var olup, İslâmi dönemde ilk örneklerine İran edebiyatı mesnevilerinde rastlanmaktadır. Hakîm Senâî'nin Hadîkatü'l-Hakîka'sı ile Ferîdüddîn Attâr'ın Mantıku't-Tayr'ı bu tür eserlere örnek olarak verilebilir. Öğretici yanının ağır basması nedeniyle Mesnevi'de çoğu didaktik eserlerde olduğu gibi duygu zenginliği, taşkınlığı yoktur. Dîvân-ı Kebîr'le kıyaslandığında Mesnevi'nin şiir olarak gücü sınırlı kalır. Bu özelliğine karşın Mesnevi değerini ve önemini içerisinde yer verilmiş olan konu ve hikâyelerin çeşitliliğinden, zenginliğinden alır. Eser, başta tasavvuf konusunda verdiği bilgiler olmak üzere, içerisinde bulunan hikâyeler, atasözleri, deyimler ile başlı başına bir kültür hazinesidir. Nitekim sahip olduğu İslâmi bilgiler ve kültür zenginliği nedeniyle 15. yüzyılın ünlü mutasavvıfı Molla Câmî Mesneviye "Magz-ı Kur'an" demiştir. Mevlânâ'nın Mesnevi'si yalnız İslâm dünyasında değil Batı ülkelerinde de tanınmış bir eserdir. Gerek Türkçe, gerekse Farsça ve Arapça olarak değişik zamanlarda kopyaları yapılmış, çeşitli dillere çevrilmiştir. Kendisinden sonra yazılmış, dini-ahlâki konulu birçok eseri etkilemiş, onlara kaynaklık etmiş olan Mesnevi, aynı zamanda yüzyıllar boyu Mevlevi tekkelerinde okutulmuştur. Bu nedenle eski edebiyatımızdaki etkisi sürekli ve önemlidir.

Dîvân: Mevlânâ'nın ününü sağlayan ikinci manzum eseri Dîvân ya da yaygın olarak bilinen diğer adıyla Dîvân-ı Kebir'dir. Diğer eserlerine göre lirizm yanı ağır basan Dîvân'daki manzumelerinde, Mevlânâ, daha çok tasavvufi aşkı işlemiştir. Mevlânâ'nın Şems-i Tebriz'iyle olan yakınlığının anlatıldığı bölümde de belirtildiği gibi, Dîvân'da Şems'in etkisi belirgindir. Eserde yer alan birçok şiirde Şems, mahlas yerine kullanılmış ve eserin bu özelliğinden dolayı Mevlânâ Divanı, Dîvân-ı Şems-i Tebriz ve Şemsü'l-Hakâyık adları ile de anılagelmiştir. Hacimli olan Dîvân-ı Kebir'de değişik nazım şekilleri ile rubailer yer alır. Eserin değişik dillerde yapılmış çevirileri bulunmaktadır. Mevlânâ'nın iki ünlü manzum eserinin yanı sıra mensur eserleri de vardır. Bunlar, Fîhi Ma Fîh, Mecâlis-i Seb'a ve Mektûbât'tır.

Fîhi Mâ Fîh: Mevlânâ'nın sohbetleri sırasında, başta tasavvuf olmak üzere, din, ahlâk, felsefe ile ilgili görüşlerini anlattığı, dünya, insan ve şiir anlayışını söz konusu ettiği konuşmalarından meydana gelmiştir. Diğer eserlerinin çoğunda olduğu gibi, bu eser de sohbetleri sırasında bulunan yakınları tarafından not tutulmak suretiyle ortaya çıkmıştır. Fîhi Mâ Fîh'in Türkçeye yapılmış iki çevirisi bulunmaktadır.

Mecâlis-i Seb'a: Mevlânâ'nın yedi vaazının bir araya getirilmesiyle meydana gelmiştir. Anılan eser, metin ve Türkçe çevirisiyle birlikte Ahmed Remzi Akyürek tarafından yayımlanmıştır.

Mektubat: Mevlânâ'nın mensur eserleri arasında yer alan Mektubat, onun Selçuklu Devleti ileri gelenlerine, dönemin devlet adamlarına, dostlarına yazdığı 145 mektubun bir araya getirilmesi suretiyle eser halini almıştır. Diğer eserlerinin çoğunda olduğu gibi öğüt veren, öğretici yanı ön planda olan bir eserdir.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Bu kategoriden diğerleri:

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI