1- Dize (Mısra): Manzum yazının belirleyici özelliği dizelerle yazılmasıdır. Dize (mısra), bir manzum yazının satırlarından her biridir. Cümlelerin bitip bitmediğine bakmaksızın, şair şiiri­ni alt alta satırlar (dizeler) biçiminde düzenler.

2- Nazım Birimi: Manzum yazıda belli sayıda dizenin oluşturduğu birliktir. Örneğin geleneksel Türk şiirinde (halk şiiri) dörtlük, divan şiirinde beyit (ikilik) ana birimlerdir.

Manzum yazıda temel birim mısra / dizedir. Ancak dize tek basına değil; ikili, üç­lü, dörtlü... bentler hâlinde kullanılır. Serbest şiirde belli bir birim yoktur. Divan şa­irleri bazen duygularım tek dize ile ifade ederler. Böyle seçkin dizelere "azade" denir.

3- Ölçü (Vezin): Manzum yazıda dizelerin hece sayısı ya da hecelerin uzunlu kısalı sıralanışları yö­nünden denk ve uyumlu olmasıdır.

a) Hece Ölçüsü

Dizelerin hece sayısı yönünden birbirine eşit olmasına dayanan vezindir. Türkçenin ses yapısına uygun ölçü budur. Bilinen en eski Türk şiirlerinde bu ölçü kullanılmıştır.

Türk şiirinde en çok kullanılan kalıplar 7'li, 8'li, 11’li kalıplardır. Bunlar da değişik bi­çimlerde duraklanabilir.

Kalıp: Klasik edebiyatlarda belli nazım biçimlerinde, dizelerde belli sayıda he­celerin yer almasıdır. 11 'li kalıpta 11 hece, 8'li kalıpta 8 hece vardır. Aruz ölçü­sünde kalıplar uzunlu kısalt hecelerin belli biçimlerle bir araya getirilmesiyle olu­şan parçalardan (cüzlerden) oluşur.

Durak: Ölçü kalıplan içerisindeki durma yerleridir. Hece ölçüsünde duraklar sözcükleri bölmez, yani sözcüğün içinde durak yapılmaz. Aruz ölçüsünde yapıla­bilir.

7'li Kalıp: Özellikle manilerde kullanılır. Genellikle 4 + 3 ya da 3 + 4 biçiminde du­raklanır.

A benim / bahtı yârim (3 + 4)

Gönülde / tahtı yârim (3 + 4)

Yüzünde / göz izi var  (3 + 4) 

Sana kim / baktı yârim (3 + 4)

Bahçelerde / saz olur (4 + 3)

Gül açılır / yaz olur (4 + 3)

Ben yârime / gül demem (4 + 3)

Gülün ömrü / az olur (4 + 3)

8'li Kalıp: Halk edebiyatımızın semai, varsağı ve bazı türküleri bu kalıpla oluşturu­lur. Bazı ilahilerde de kullanılır. Yeni Türk şiirinde de örnekleri vardır. 4 + 4 duraklı veya duraksız olur.

SEMAİ                                     

Sabahın seher vaktinde          

Bir garip bülbül dolaşır           

Yanağında güller açmış          

Ol güle sümbül dolaşır           

VARSAĞI

Behey ela gözlü dilber

Vaktin geçer demedim mi

Harami olmuş gözlerin

Beller keser demedim mi

11'li Kalıp: Halk şiirinde en çok kullanılan kalıptır. Koşmalar, destanlar, bazı tekke şiirleri bu kalıpla yazılır. 6 + 5 veya 4 + 4 + 3 biçiminde duraklanır.

KOŞMA

Güzellerin / bahçesinde / açılan              (4 + 4 + 3)

Lale midir / sümbül müdür / gül müdür    (4 + 4 + 3)

Beyaz gerdanına / inip saçılan                (6 + 5)

Zülüf müdür / kâkül müdür / tel midir       (4 + 4 + 3)

En çok kullanılan bu kalıpların dışında, az da olsa 5'li, 6'lı, 12'li, 14’lü, 15’li kalıplar­la yazılmış şiirler de vardır.

b) Aruz Ölçüsü

Hecelerin uzunluk kısalığına dayanan bir vezindir. Belli sıralarla dizilen uzun ve kı­sa heceler "cüz" denilen parçaları, cüzler de kalıpları oluşturur.

O be nim mil /  le ti min yıl / di zı dır par /  la  ya  cak

Fe  i  lâ    tün      Fe i   lâ   tün    Fe i  lâ   tün    Fe   i   lûn 

Arap dilinden doğan aruz, İran edebiyatına, oradan da Türk edebiyatına geçmiştir. Türk divan edebiyatının ana veznidir. Bazı halk şairleri de aruzla şiirler yazmışlar­dır.

Türk edebiyatında aruzla yazılan ilk örnek Yusuf Has Hacip'in "Kutadgu Bilig"idir (11. yüzyıl). Aruzun son ustaları Tevfik Fikret, Ahmet Haşim, Mehmet Akif ve Yahya Kemal Beyatlı'dır.

NOT: Aruz incelemelerinde uzun (kapalı) heceler çizgi, kısa (açık) heceler nokta ile gösterilir. Ünsüzle biten (kapalı) heceler uzun, ünlü ile biten (açık) heceler kısa hecedir. Ulama, kapalı heceyi açık hâle getirir.

Bazı aruz terimleri

  • Vasi (ulama): Kapalı hecenin, kendinden, sonra gelen ünlü ile başlayan hece dolayısıyla açık hâle gelmesi.
  • İmale: Kısa hecenin vezin gereği uzun okunması.
  • Med: Uzun hecenin daha uzun okunması.
  • Zihaf: Uzun hecenin kısa okunması.

4- Serbest Şiir

Herhangi bir ölçü (vezin) ile yazılmamış şiirdir. 19. yüzyıl sonlarından itibaren Batı edebiyatlarının etkisiyle şiirimize girmiştir. Başlangıçta uyak öğesi devam ettirilir­ken, zamanla uyağı da olmayan şiirler yazılmıştır. Günümüzde Türk şiiri, büyük öçüde serbesttir.

ÖRNEK - 1

Tekmil ufuklar kışladı

Dört yön, on altı rüzgâr

Ve yedi iklim beş kıta

Kan altındadır.

(Bu şiirde ölçü de uyak da yoktur.)

ÖRNEK - 2               

İki teneke bir yanında

İki teneke öbür yanına;

Salına salına;

Can katar günde bin kişinin canına;

Deh, eşeğim deh,

(Bu şiirde ölçü yok ama uyak var.)

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

Bu kategoriden diğerleri:

reklam-veriniz

teog turkce

lys-edebiyat-testleri-2

ygs-turkce-testleri

YUKARI