Uzun gözlem ve deneyimler sonucu ortaya çıkmış yargıları, genel bir kural ya da öğüt biçiminde yansıtan, bilgece düşünceleri dile getiren, halkın ortak malı niteliğin­de, çoğu mecazlı, kalıplaşmışözlü sözlerdir.

GENEL ÖZELLİKLERİ

1) Atasözleri, deyimler gibi, kalıplaşmış sözlerdir. Söz diziminin bozulması, söz­cüklerin yerine başka sözcük getirilmesi atasözünü bozar. Hatta deyimler çe­kim ekleriyle değişik kişiler ve zamanlar (kipler) için kullanılabildiği hâlde atasözlerinde bu da yapılamaz.

  • Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz. (Bu sözü "Arpa unundan börek, kavak ağacından oklava yapılmaz." biçiminde söylersek, anlam pek de­ğişmediği hâlde ortada atasözü kalmaz.)
  • Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun. ("Bağa bakmadın, üzüm yemeye yüzün yok." biçiminde belli bir kişi için çekimleyerek söylersek atasözüözellik­leri kaybolur, belli bir durum için söylendiğinden, söz deyimleşmeye başlar.)
NOT

Atasözleri deyimleşebilir ama deyimler atasözüne dönüşemez.

NOT 

Bazı atasözlerinin birden fazla kalıplaşmış biçimleri (değişik iki üç söyleniş bi­çimi) bulunabilir.

  • Bağda izin olsun, üzüm yemeye yüzün olsun.
  • Arpa unundan kadayıf olmaz.

(Bu iki atasözü daha önce kullandığımız iki atasözünün değişik biçimidir.)

2) Atasözleri kesin yargı, öğüt, ders içerir:

  • Çirkefe taş atma, üstüne sıçrar. (Gerekçesiyle birlikte bir öğüt veriliyor.)
  • Ağlamayan çocuğa meme vermezler. (Toplumsal bir gözlemin sonucu bildiri­lerek ders çıkarmamız isteniyor: "İste ki elde edesin.")
  • Korkunun ecele faydası yoktur. (Bilgece bir düşünce bildirilerek dolaylı biçim­de ders - öğüt veriliyor: "Korkak olma.")

3) Atasözleri cümle biçiminde kalıplaşmıştır:

  • Arı, bal alacak çiçeği bilir. (Tek yargılı tam cümle.)
  • Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp (İki yargılı tam cümle.)
  • Bakarsan bağ, bakmazsan dağ. (İki yargılı, eksiltili cümle, yüklem kullanılma­mış: ... bağ olur,... dağ olur.)

4) Küçük bir öykü biçiminde birden fazla cümleden oluşan atasözlerine de rastla­nır:

  • Kurda "Neden boynun kalın?" demişler; "işimi kendim görürüm de ondan." de­miş.
  • Oynamasını bilmeyen kız "Yerim dar." demiş. Yerini genişletmişler, "Yenim dar." demiş.

5) Birçok atasözü, devrik cümle biçimindedir. Bunların kurallı (düz) hâle getirile­rek kullanılması, kalıbı bozmak olur:

  • Kazma elin kuyusunu, kazarlar kuyunu.
  • Say beni, sayayım seni.

6) Atasözleri özlü bir anlatıma sahiptir. Yüzyıllardır söylene söylene söyleyiş faz­lalıklarından arınmıştır:

  • Keskin sirke küpüne zarar.
  • Borç yiğidin kamçısıdır.
  • Geceler gebedir.

7) Atasözlerimizin çoğunluğu mecazlıdır. Bir kısmı mecazsız da düşünülebilir. Ya­ni hem gerçek hem mecazlı anlamıyla yargı bildirir. Kinayelidir:

  • Can boğazdan gelir.
  • Balık baştan kokar.
  • Kaynayan kazan kapak tutmaz.
  • Bir çiçekle yaz olmaz.

8) Mecazsız atasözleri de vardır:

  • Dost ile ye iç, alışveriş etme.
  • Bugünün işini yarına bırakma.
  • Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.
  • Emanete hıyanet olmaz.

9) Anlamca birbirine yakın, birbiriyle aynı doğrultuda atasözleri vardır:

  • Kadın var, arpa ununu aş eder; kadın var, buğday ununu taş eder.
  • Kadın var, cana bakar; kadın var, can yakar.
  • (Her iki atasözünde de kadının iyisinin de kötüsünün de bulunduğu; iyisinin ya­rarı, kötüsünün zararı anlatılıyor.) Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
  • Misafir ev sahibinin bağlı kuzusudur.
  • (Her iki atasözünde de misafirin yeme-içme, barınma açılarından ev sahibine uymak zorunda olduğu işlenmektedir.)

10) Anlamca birbirleriyle çelişen, birbiriyle karşıt görünen atasözleri vardır:

  • İyilik et denize at; balık bilmezse Halik bilir.
  • İyilik dile eşine, iyilik gele başına.
  • İyiliğe iyilik her kişinin kârı; kötülüğe iyilik er kişinin kârı.
  • İyilik ettiğin kişiden sakın.
  • İyinin ekmeği gökyüzünde, kötünün ekmeği dizinin dibinde.
  • İyiliğe iyilik olsaydı koca öküze bıçak olmazdı.

(İlk üç atasözünde iyilik yapmanın erdem olduğu belirtilmekte, iyilik yapılması öğütlenmektedir. Son üç atasözünde ise iyiliğe olumsuz bakılmıştır.)

NOT

Atasözlerinde olumsuz davranışlar yüceltilmez. Ancak bazılarında; kötüleri, kö­tülükleri yermek, yine dolaylı olarak erdem sayılacak davranışları yüceltmek amacıyla olumsuz öğüt veriliyormuş gibi yapılır. Örneğin "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar." atasözünde, bazı durumlarda doğru söyleyenlerin dışlandığına dikkat çekilip dışlayanlar yerilmektedir.

YUKARI